Westerado: Double Barreled
Neredeyse Bir
Red Dead

Red Dead Redemption 2 piyasaya sürüldüğü ekim sonundan beri oyunlar konulu tüm muhabbeti kontrolü altına aldı. Bir aydır herhangi bir oyundan bahsetmeye başladığınızda, karşınızdakinin de “o değil de, Red Dead’in grafikleri…” biçiminde karşılık vermesi zorunlu kılınmış gibi. Bir de bu konuşma her seferinde dönüp dolaşıp atın scrotum’unun soğukla tepkimeye giriyor oluşuna geliyor ya, hayretler içinde izliyorum tüm söylenenleri. Neyse, kısaca şu anda tüm sohbetler Red Dead Redemption 2’nin istediği kadar sürüyor ve sadece Red Dead Redemption 2’nin belirlediği çerçevede kalıyor. Gerçi God of War dışına taşamayan tartışmaları sonlandırmış olması sevindirici bir şey, ama başka oyunların da bahsini duymak istiyor insan. Bu söylediklerimden de oyunu kötülediğim anlaşılmasın lütfen; Red Dead Redemption 2’nin harika bir oyun olduğuna eminim. Geliştirici şirket Rockstar Games, Bethesta gibi ‘boş yapabilen’ bir şirket değil; çıkardıkları her oyun anında hit oldu. Red Dead’i de her halde iki haneli bir fiyata indiğinde oynayacağım. Sabırlı bir insanım sonuçta, GTA V’in kafamdaki fiyata düşmesini beş yıldır bekliyorum.

Neyse ki, bu esnada oynayabileceğim sürüyle bağımsız oyun mevcut. Steam arşivimde olan, ama hiç oynamadığım oyunları karıştırırken Ostrich Banditos’un geliştirdiği, 2015 tarihli Westerado: Double Barreled adlı oyun karşıma çıktı. Western mi? Western. Açık dünya mı? [Open World] Olabildiğince. “Ee, bayağı bayağı Red Dead gibi bir şey varmış” diyerek oyunun başına oturdum. İyi ki de oturmuşum, son zamanlarda en keyif alarak oynadığım oyunlardan biri oldu. Bana sanki 1990’ların başında oynuyormuşum duygusunu yaşatan oyunda, öldürülen ailesinin intikamını almaya çalışan bir silahşoru kontrol ediyoruz. Katilin neye benzediğine dair ilk ipuçlarını, son nefesinde ağabeyimiz bize aktarıyor. Oyunun kalan kısmında da diğer karakterlerden aldığımız görevleri tamamlayarak, ailemizi öldüren adam hakkında bildikleri şeyleri öğreniyoruz. Bu görsel ipuçlarını bir araya getirerek oyun dünyasında dolaşmakta olan onlarca kişinin içinden kimin katil olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Aslında oyun bu yönüyle Bil Bakalım Kim? [Guess Who?] oyununu andırıyor. Her yeniden başladığımızda katilin görünüşü değişiyor.

Westerado: Double Barreled, oyun videosundan ekran görüntüleri

Oyun, yürüyerek yavaş veya atla hızlı seyahat edebildiğimiz pek çok değişik bölgeden oluşuyor. Buralarda karşılaştığımız çeşitli karakterlerden farklı zorluklarda görevler alabiliyoruz ve kart oyunları gibi etkinliklere katılabiliyoruz. Ayrıca şerifin kulübesinde her daim bir “arananlar” listesi mevcut; bu insanları ölü veya diri olarak teslim etmek de bir seçenek. Oyundaki görevler, bölge çiftliklerini agresif petrol şirketine karşı birleştirmekten, hayalet bir madencinin sağlığında en sevdiği kazmayı bulmasına yardım etmeye kadar giden geniş bir yelpazede. Aslında dağıtımcısının Adult Swim olduğunu görünce daha absürd bir anlatı konusunda umutlanmıştım, ama öyle aşırı komik bir durum yok hikâyede. Hatta oyunun tonunu sinemayla kıyaslarsam, Jared Hess filmlerine benzediğini düşünüyorum.

Oyunun oynanışı ve hikâyenin ilerleyişi RPG’lere (role-playing game) fazlasıyla benziyor olsa da, Westerado: Double Barreled’ı bu tür içinde değerlendirmek yanlış olur. Bu oyunda tecrübe puanı gibi bir durum yok, görevleri tamamladıkça katilin neye benzediğine dair yeni bir ipucunun yanı sıra, para veya —madenci şapkası gibi— kullanabildiğimiz eşyalar ediniyoruz. Kazandığımız parayla yeni silahlar satın alabiliyoruz, bu da kimi görevleri yapabilmemizi mümkün kılıyor. Görevlerimizi almak için haritanın farklı yerlerindeki insanlarla etkileşime geçiyoruz, onlar da (çoğunlukla) haritanın bambaşka bir yerinde bazı şeyler yapmamızı istiyorlar. Bu da daha çok, RPG’lerden alışık olduğumuz bir sistem ve oyunun tanımında kullanılan etiketlerden birinin rol yapma olmasının sebebi sanırım. Bir de etkileşime geçebildiğimiz tüm karakterleri (NPC, non-player character) —konuşmamızın ortasında bile— öldürebiliyoruz. Fevri hareket edersek kimi önemli kişileri ortadan kaldırarak oyundaki ilerleyişimize zarar verebiliyoruz.

Silah kullanmak için hayli değişik bir mekanik tercih edilmiş: Oyundaki herkes sadece x ekseninde, yani sağa ve sola doğru ateş edebiliyor. Aşağıdan ve yukarıdan saldıranlara karşı yapabileceğimiz bir şey yok. Bir de arka arkaya sadece altı kurşun kullanabiliyoruz, silahımız boşaldığında da her yeni kurşun için bir tuşa (klavyede r) tekrar tekrar basarak doldurabiliyoruz. Bu özellikler oyunu tam tadında zorlaştırıyor; her yöne atış veya sonsuz kurşun çatışmaları çok kolay ve monoton bir hâle getirirdi. Westerado: Double Barreled’da iki oyunculu oynama seçeneği de mevcut, ama bu durum anlatıya yedirilmemiş. İkinci oyuncu esas karakterimizin bir klonuyla, hiçbir şeyle etkileşemeyen bir şekilde, konuya dahil olabiliyor dilediğinde.

Sonuçta, herkesin Red Dead Redemption 2’den bahsetmekte olduğu bu günlerde, benim de lafını edebileceğim bir açık dünya western oyunum oldu Westerado: Double Barreled sayesinde. Çılgın AAA fiyatlarına (ve halkla ilişkiler gürültüsüne) bulaşmadan bu zevki yaşamak mümkün! Fazlasını istediğimizde değerlendirebileceğimiz West of Loathing (2017) ve A Fistful of Gun (2015) gibi seçeneklerimiz bile var. Bu oyunlar vesilesiyle daha naif bir açık dünyada altıpatlarımız ve boş muhabbetlerimizle bir şeyler yaşayabiliyoruz.

bilgisayar oyunu, Çağıl Ömerbaş, oyun tasarımı, Westerado: Double Barreled