Kumar İçinde Kumar

Yaş ilerledikçe insan kendini daha çok tekrara düşmüş buluyor zannedersem. Rutinlerimiz giderek kanunlaşıyor, anlatılarımız ufak tefek farklar dışında sabitleniyor. Bir yandan da bir aldırmazlık hâli geliyor insana, eskiden önemseyeceğimiz durumlar umurumuzda olmaktan çıkıyor zamanla. Ben de bütün bu durumlara sığınarak bir önceki metnimle benzer şeyler söyleyen bir yazı yazmaktan çekinmiyorum. Sadece önceki metnimle de kalmıyor, roguelike olarak kategorize edilen oyunlara bağımlılığım tartışılmaz sanırım. Daha önce defalarca yazmama rağmen yine tekrar edeceğim: İlerlemenin prosedürel olarak rastgeleleştirildiği oyunlar kabaca roguelike olarak nitelendiriliyor. Bu oyunlar geleneksel olarak dungeon crawler mekaniklerine sahiplerdi. Yani oyundaki karakterimiz çeşitli zindanlarda turlayarak düşmanlarını alt ediyordu. Prosedürel özellik oyunda karşımıza çıkan zindan şekillerini, içlerindeki düşmanları ve ödülleri her oynayışta farklılaştırıyor. Yine benzer özelliklere sahip ama bir parça daha kolay olup farklı oynayışlar arasında kimi özellikleri taşıyabildiğimiz Hades (2019) ve Dead Cells (2017) gibi oyunlar roguelite olarak da anılıyor. Bu saydıklarım yine dungeon crawler oyunlar, giderek artan bir zorluk seviyesine sahip ve görece rastgeleleştirilmiş düşman ve ödül sunan herhangi bir oyun roguelike olarak etiketlenebilir. Slay the Spire (2019) gibi kart oyunları da bu kategoriye girebiliyor yani.

The Binding of Isaac (2014) yazısında bahsetmiştim, oyunların içine bu seviyede şans faktörü katılmasını slot makinelerine benzetiyorum. Belirli bir dizilim yakaladığınızda ister istemez kazanma koşulu sağlanıyor. Tiny Planet, Brimstone ve birkaç damage [zarar] artıran bir dizilimle Isaac’ta çaba harcamak gereksizleşiyor. Kolu çekip dörtlü, beşli sıralamalarda bir şey tutturmak gibi bir şey bu. Sesler ve renkler de Las Vegas’a benzer bir hâle geliyor oyunda. Bu durum yeterince kumar aslında. Ancak geçen yıl ve bu yıl çıkan iki oyun kumarın en üst düzeyini sundu bize. Balatro (2024) ve Clover Pit’ten (2025) bahsediyorum; roguelike kumar oyunları. Kumarın içine kumar yerleştirmiş oyunlar.

Balatro (Latince profesyonel soytarı demek) teknik olarak bir poker oyunu. Üçer blind (dayatılmış bahis miktarı olan oyun) oynadığımız boplardan oluşuyor. Bir bahsi tamamladığımızda oyunun market kısmından birtakım şeyler satın alabiliyoruz. Aldıklarımızla elimizdeki kartlara eklemelerde bulunabiliyoruz, eksiltebiliyoruz veya mevcut kartlarımızı modifiye ederek güçlendirebiliyoruz. Bunun yanında dizilim çarpanlarını, belirli kombinasyonları veya kartları güçlendiren jokerler alabiliyor ya da belirli ellerin çarpanlarını artıran gezegen kartları alabiliyoruz. Tarot kartları tek seferlik değişiklikler sağlıyor, spektral kartlar seçtiğimiz kartın gücünü saçma miktarlarda artırıyor. Bütün bu yapabildiklerimize “yüksek kart” ve “royal flush” (aynı renkte astan 10’a kadar sıralı seri) aralığındaki geleneksel poker elleri yetmiyor tabii. Bire bir aynı figürden beş tane çıkarma şansımız var (5 of a kind), üç aynı renkte ve sayıdaki kartı iki başka bire bir aynı kartla birleştirebiliyoruz (flush house) veya beş tane bire bir aynı kartı ortaya sürerek “flush five” yapabiliyoruz. Tarot kartları yardımıyla elimizdeki kartları çeliğe çevirdiysek (kartın çarpan sayısını artırıyor) ve spektral kartlar yardımıyla kırmızı mühür aldıysak (kartlar iki kere aktive oluyor) saçma miktarda çip kazanabiliyoruz oyunda. 300 çiple başladığımız boplar bir süre sonra 7.700e6 gibi sayılara ulaşıyor. Adını bilmediğim sayılarda bir şeyler kazanmak bambaşka bir mutluluk cidden.

Balatro, ekran görüntüleri,

kaynak: PlayBalatro

Balatro, LocalThunk adıyla icraatlarını sürdüren tek bir insan tarafından geliştirilmiş. Kanada’da yaşaması dışında pek bir şey bilmiyoruz bu tasarımcı hakkında. Kamusal alanda pek bulunmak istemiyor, yüzünü kesinlikle göstermiyor ama hayranlarına ve içinde bulunduğu piyasaya da saygısızlık etmemek için oyunun kazandığı ödülleri dağıtımcı şirket Playstack vesilesiyle kabul ediyor. Öyle az da ödül almadı bu oyun: The Game Awards’tan en iyi çıkış yapan, en iyi mobil ve en iyi bağımsız oyun ödülleri; Golden Joystick’ten en iyi bağımsız ve eleştirmen tercihi; Game Developers Choice’tan yılın oyunu, en iyi tasarım, inovasyon ve en iyi çıkış ödüllerini ve daha bir sürü yerden toplam on sekiz ödül aldı. Çıkışından sekiz saat sonra bir milyon dolar kâr etmiş, on ay içinde beş milyondan fazla kopya satmış bir üründen de bu beklenirdi.

LocalThunk ortalarda görünmemeyi tercih etse de oyunu hakkında iletişim kurmak konusunda pek çekingen değil. Kendi sayfası üzerinden Balatro’yla ilgili her türlü bilgiyi paylaşıyor. Bu oyun için ilham kaynakları arasında Uzak Doğu’da popüler bir kart oyunu olan Büyük İki’yi gösteriyor. Her oyuncunun pokerdekine benzer dizilimlerle eldeki kartları bitirmeye çalıştığı bir oyun bu. Tasarım açısından Windows 3.1 oyunlarından olan Solitaire çok önemliymiş tasarımcı için. Bir de bir yayıncının programında karşısına çıkan 2023 tarihli Luck Be a Landlord adlı oyundan bahsediyor. Dan Dilorio adında kendisini radikal bir solcu olarak tanımlayan bir tasarımcısı var bu oyunun. Sürekli ev sahibimize ödeme yapmaya çalıştığımız roguelike bir slot makinesi oyunuymuş.

Luck Be a Landlord’u oynamadım ama epey eğlenceli duruyor. Diğer taraftan başka bir roguelike, bir slot makinesi oyunu olan Clover Pit’i oynuyorum bir süredir. Bu oyun tam olarak Balatro ve Inscryption’ın (2021) aşk çocuğu gibi. Gerçi tanıtım yazılarında Inscryption yerine Mike Klubnika’nın 2023’te yayımladığı Buckshot Roulette oyununu velilerden biri olarak göstermişler. Ama onun da velisi Inscryption olduğundan duruşumu değiştirmiyorum. Esas mekanik slot makinesi üzerine kurulu. Üç el kol çekerek parasal olarak belirli bir meblağa ulaşmaya çalışıyoruz. Ulaşamazsak zemin açılıyor ve kıyma makinesi girişine benzeyen bir yere düşüyoruz. Balatro gibi slot makinesindeki figürlerin ve yapabileceğimiz kombinasyonların farklı değerleri var. Aldığımız eşyalarla bunların çarpanlarını ve şans katsayısını değiştirebiliyoruz. İhtiyacımıza göre be eşyaların kimisini kullanıp, kimisini çekmecelerde saklayabiliyoruz. Buraya kadar anlaşılmadıysa, Balatro’dan farklı olarak oyunlar arasında içinde bulunduğumuz küçük odada gezebiliyoruz. Epeyce Inscryption’a benzer estetikte bu mekân. Oyunda daha pek ilerleyebilmiş değilim ama bu ortamdan daha Z ekseninde genişleyen bir anlatı çıkacak gibi görünüyor. Göreceğiz…

Clover Pit, ekran görüntüleri,

kaynak: Steam

Oyun daha yeni çıktı sayılır ve henüz Balatro gibi bir furyaya dönüşmedi. Basın kataloğundan okuduğum kadarıyla Matteo ve Lorenzo adlı, pizza, Nintendo 64 ve çizgi roman bağımlısı iki İtalyanın işi. Oluşumlarının adı Panik Arcade. Oyunu kesinlikle bir slot makinesi olarak tanımlamıyorlar, bir survival horror [hayatta kalma, korku] olduğu konusunda ısrarcılar. Bu tür, aşırı kısıtlı kaynaklarla hayatta kalmak üzerine kurulu. Ben henüz o kadar hayatta kalamadım. Neyse, oyunun dağıtımcılığını da Future Friends Games üstlenmiş. Oyunlar arasında taşıyabildiğimiz özellikler olduğu için roguelite daha doğru bir sınıflandırma olabilir. Hayatta kalmak konusunda pek bir ilerleme kat edemediysem de slot kısmı insanı yeterince gaza getiriyor. Burada da hayatta pek yaşayamadığımız –en azından benim yaşayamadığım– bir şeyler başarmış olma hissini oyuncuya net aktarıyor. Böyle küçük başarmışlıkların peşindeyim ben şahsen.

başarı, bilgisayar oyunu, Çağıl Ömerbaş, Çağıl Ömerbaş, kumar, oyun, rougelike, rougelite