Fanny Estève, Black Spot’un
“The Maiden and the Corpse”
adlı bölümünde, 2017,
kaynak: IMDb
Peyderpey
Zone Blanche ile
Sonu Olmayan
Yola Girmek

Netflix’in İngilizce Black Spot adıyla pazarladığı Belçika-Fransa ortak yapımı dizi Zone Blanche,1 ikinci sezonu sonrası devamı gelmeyen bir dizi. Televizyonda 2017’de yayınlanmaya başlayıp 2019’da biten diziyi2 izlemeye karar vermek hikâyenin ana eksenindeki gizemin tamamen çözülmeyeceğini kabul ederek yola çıkmak demek. Ben ise yola dizinin diğer Avrupa noir’ları gibi her sezonda bir konu işlediğini varsayarak yola çıkmıştım. 

Halbuki Unofficial Netflix Global Online Global Search yani kısaca uNoGS’e göre Netflix’in otuz sekiz ülkedeki kataloglarında yer alan Zone Blanche, alışılageldik bir polisiye olarak başlıyor. Küçük bir kasaba, çoklukla karanlık bir hava, ormanda geçen bolca sahne ve çocuğuyla ilişkisi problemli olan boşanmış bir kanun görevlisi, türün olmazsa olmazları. Fakat dizi zamanla hem yerel tarihten hem de günümüz sorunlarından beslenen, gerçek ile gerçeküstü arasında gidip gelen değişik bir tarza bürünüyor. Üstelik bunu inandırıcılığını büyük oranda muhafaza ederek yapmayı başarıyor.

Her iki sezonu sekiz bölüm olan dizi Zone Blanche/Black Spot adını öykünün geçtiği kasaba Villefranche’ın telefonların çekmediği bir bölge olmasından alıyor. Bu küçük hayali kasaba dağlık ve ormanlık bir bölgede. Tam yeri belirtilmese de Belçika sınırındaki Ardennes bölgesinde yer aldığını anladığımız kasabadaki yüksek suç oranı savcı Franck Siriani’yi (Laurent Capelluto) oraya götürüyor. Villefranche’daki jandarma biriminin başında Laurène Weiss (Suliane Brahim) var. Martial Ferrandis (Hubert Delattre), Louis Hermann (Renaud Rutten) ve Camille Laugier’dan (Tiphaine Daviot) oluşan küçük bir ekiple ve Doktor Leïla Barami’nin (Naidra Ayadi) desteğiyle tüm suçlarla baş etmeye çalışan Laurène, kasabanın gizemlerinden kendi payına düşeni almış. On yedi yaşındayken ormanda kaybolduktan sonra parmakları kesilmiş ve ne olduğunu hatırlamaz şekilde bulunmuş. Yıllardır ormanda neler yaşandığını çözmeye çalışıyor. Kasabanın en zengin ailesinin oğlu, Laurène’in gençlik aşkı ve kasabanın belediye başkanı Bertrand Steiner’ın (Samuel Jouy) kızı tıpkı Laurène gibi kaybolmuş ama henüz bulunamamış.

Savcı Siriani’nin kasabaya gelişi başka gizemli bir ölüme denk geliyor. Siriani, Laurène ve küçük ekibine katılırken, bir ara gerçeküstü bir açıklaması var gibi görünen ölüm en sonunda makul gerçeklerle açıklanıyor. Bu sonuç aslında diğer bölümler için model oluyor. Ancak, her bölüme konu olan vakaların rasyonel açıklamaları Villefranche ve Ardennes ormanlarının gizemiyle ilgili şüphe yaratmıyor. Tam aksine bölgenin gizemini hissetmeye devam ediyoruz. Çünkü hırs, intikam, kıskançlık gibi insani sebeplerle açıklanabilen diğer suçlara rağmen Laurène’in kayboluş hikâyesiyle ilgili rasyonel bir açıklaması yok.

İşte dizi tam bu noktada yerel tarih ve çevreyle ilgili güncel konuları harmanlamayı başarıyor. Bunu yaparken de başka bir kayıp vakası kapıları açıyor. Laurène’nin kızı Cora (Camille Aguilar), yakın arkadaşı ve aynı zamanda Bertrand’ın kızı olan kayıp Marion’u ararken “Children of Arduinna” isimli bir grupla tanışıyor. Adlarını bölgeye özgü yerel tanrıça Arduinna’dan alan grup başta Bertrand’ın ailesi olmak üzere bölgede ormana ve çevreye zarar verenlere karşı çalışıyor. Etrafındaki şehirlere ulaşımı kolay olmayan kasabada, halk geçmişte ormandan faydalanma şekilleriyle ilgili bazı gelenekler geliştirmiş. Kapitalizmin baskısıyla bu sınırlar zorlanırken kasaba içinde tansiyon yükseliyor. Örneğin Bertrand’ın babası, eski madeni zehirli atık deposu olarak kullanmak isterken başta kasabadaki barı işleten Sabine (Brigitte Sy) olmak üzere diğer Villefranchelılar karşı çıkıyor. Orman ise çeşitli anlarda, sınırlarına saygı duymayanlara karşı cömert olmayacağını hatırlatıyor.

Laurène’in kayboluşu yerel efsaneleri günümüze bağlayan en önemli nokta. Başka bir Kelt-Galya tanrısı Cernunnos, dizinin gerçek ile gerçeküstü arasındaki salınımını gerçeküstü tarafına iten en belirgin örnek. Laurène’nin kızı Cora, ormanın mucizelerine yakından tanık olan bir diğer karakter. İkinci sezonda Laurène ve Cernunnos arasındaki bağlantıyı öğrenmeye yaklaşırken dizi bitiyor ve geriye çeşitli akıl yürütmelerden başka bir şey kalmıyor.

İkinci sezonun sonuna kadar gerçek ve efsane ile geçmiş ve günümüz arasındaki dengeyi iyi kuran dizinin, Laurène ve Cernunnos bağlantısını nasıl açıklayacağını görmeyi gerçekten isterdim. Villefranche’ın gizemleri tam çözülmese de dizi, Laurène’le beraber diğer pek çok karakterin geçmişleri ve güncel sorunlarını ilginç çerçevelerde işliyor. Benzer şekilde, bölümlere konu olan suçları işleyenlerin ve suçların kurbanlarının da öykülerini öğreniyoruz. İşte bu sebeplerle diziyi her halükârda izlemeye değer buluyorum. Yine de bu yola çıkacakların varış yerinden ziyade yola, hatta dizinin tüm yerel özellikleriyle beraber insan, çevre ve kapitalizm ilişkisinin evrenselliğine odaklanmayı kabul etmesi gerek diye düşünüyorum. Çünkü Zone Blanche’ın Ardennes ormanlarında zararlı atıklara depo olan eski madenler, kesilen ağaçlar, kimyasal gübre kullanımı nedeniyle zehirlenen topraklar ve ölen hayvanlar bize de dünyanın başka yerlerindeki izleyicilere de hiç uzak değil.

Suliane Brahim, Black Spot’un “Sanctuary” adlı bölümünde, 2017, kaynak: IMDb

1. Dizi bazı kaynaklarda Fransa yapımı olarak sunuluyor; burada film künyesini esas aldık (ed.n.).

2. Netflix diziyi kataloğuna 2019’da eklemiş.

dizi, Netflix, noir, Peyderpey, Şebnem Baran, Zone Blanche