MasterChef Türkiye All Star Altın Kupa
tanıtımından ekran görüntüsü
Peyderpey
MasterChef Türkiye: Harikalar Diyarı

2025 sezonu aralık ayında final yapan MasterChef Türkiye, eski ve yeni yarışmacıları bir araya getiren Altın Kupa formatıyla ocak ayında devam ediyor. Yarışmacılar arasındaki iletişimin tahammül etmesi zor hâle gelmesinden mütevellit son iki sezonu, “Seneye artık izlemeyeceğim” diyerek kapatan ben de bir şeklide kendimi aynı yerde yani MasterChef izlerken buldum. Zaten yarışmanın gücü her tür eleştiriye rağmen izleyiciyi içine alabilmesinde yatıyor.

Tahmin edilenden hızlı bitirilen son sezon yine eleştirilerden bolca nasibini aldı. Hatta programın hayranlarının bir kısmı yapım şirketinin Altın Kupa’yı düşen reytinglere çare olarak ortaya attığına inanıyor. Her sezon olduğu gibi yarışmacıların kalitesini önceki sezonlara göre düşük bulanlar az değil. O yüzden eski yarışmacıların dahil olduğu mini bir yarışma izleyiciler için cazip bir alternatif olabiliyor.

Daha önce 2023 yılında All Star formatı, önceki sezonların yarışmacılarını bir araya getirmişti. Altın Kupa ise önceki yılın dereceli yarışmacılarını tam bir sezon süren bir rekabete sokmak yerine daha hızlı ilerleyen kısa süreli bir formatta buluşturmuş. Futbol dünyasından ilhamla Altın Kupa adını aldığını tahmin ettiğim formatın kısa sürmesi bence önceki sezonlarda ünlenen eski yarışmacıların ekranlara dönüşünü kolaylaştıran bir unsur. Eski yarışmacılar için dışarıdaki işlerinden sadece kısa zamanlı uzaklaşıp ekranda görünerek markalarını tanıtmak hayli avantajlı.

Reytinglerle beraber kanalı ve yapım şirketini bünyesinde bulunduran yayın grubunun yarışmacıların büyük kısmının menajerliğini üstelendiğini düşünürsek ortadaki ekonomik sinerji yadsınamaz hâle geliyor. Yüksek reyting, kanal için yüksek reklam geliri ve daha fazla marka iş birliği demek. Yarışmacıların görünürlükleri onların marka değerinin artmasını sağlarken menajerlik hizmeti veren yayın grubunun kazancını etkiliyor. Diğer değişle kasa her zaman kazanıyor.

Yarışmanınsa sezondan sezona değişmeyen yanları var. Yaz aylarında başlayıp yılbaşı civarında biten programın her yeni sezonunun yarışmacıları, bir önceki sezonlardan daha iyi bir kadro olduğunu söylerken izleyicilerin bir kısmı buna karşı çıkar. Önceki sezonlarla yeni sezonları bir araya getiren durumlarda ise bazı yarışmacılar diğer sezon yarışmacılarını beğenmez. Zaten MasterChef sadece şeflik yarışması değil. Bol atışmalı, zaman zaman kavgalı ve stratejik hamlelerin de yemek yapma yeteneği kadar önemli olduğu bir yarışma. Bu sezon da öyle oldu.

Fakat 2023’teki All Star sezonu sonrası 2024 ve 2025 kadrolarının yaptığı yemeklere bakınca düzenli yapılan bir yemek yarışmasında belli seviyenin üstünde yarışmacı bulmanın zorluğu belli oluyor. MasterChef Türkiye profesyonel şef adayları ile amatörleri bir araya getirirken son aşamalara çoğunlukla profesyonellerin kaldığını kabul etmek gerek. 2024’te emareleri görünen zorluk, 2025 sezonunda tavan yapmış gibi. İzleyici olarak yapılan yemeklerin tadından söz etmek mümkün değil ama estetik sunumuyla dikkat çeken yemek bu sezon eski sezonlarda gördüğümüz sıklıkta görülmedi. Günden güne değişir ve yarışmacıların yapması istenen yemeklerin tarif ve malzeme seçimleri yarışmacı seviyelerine göre ayarlanırken yarışmanın jürisi olan şefler, kazanamayan tabakları pek inandırıcı olmayan şekilde övüyordu. Yani adeta yarışma kendi kalitesini kanıtlama çabasındaydı. Altın Kupa kısmı için eski yarışmacılar geldikten sonraki değişim, 2025 sezonunun yavanlığını kaçınılmaz biçimde ortaya koydu. Yapılan yemekler arasında ciddi farklar görünüyor. Yarışmanın jürileri, yarışma sürecinin şeflerin kendilerini geliştirmesi için fırsat olduğunu söylerlerken 2025 sezonunda eskisi kadar fazla “master class” bölümüne yer verilmedi. Belki planlanan Altın Kupa, zaman kısıtlaması nedeniyle ders sayılabilecek kısımlara olanak vermedi.

Öte yandan gerçekle kurgu arasındaki çizginin flulaştığı reality TV formatında daha önceki sezonlarda da izleyicilerin “kurgu mu” diye sorguladığı anlar oluyordu. Ben bu sene ilk kez bu kadar net, yarışmacılardan birinin yapım ekibinden sufle aldığı hissine kapıldım. Şokopop’un Biri Bizi Gözetliyor yarışmasındaki Murat örneğiyle paylaştığı gibi yapıma müdahale etmenin çeşitli yolları mümkün ve yarışmacılar söz konusu yollardan sadece biri.

Geçen sezonlarda dikkatimi çeken; yarışmacılar arasındaki kimlik hiyerarşilerinden beslenen ve kimin gücü kime yeterse çerçevesinde gelişen saldırılar, kadın yarışmacıların sıklıkla hedef alınması ile yarışmanın mini bir ulus temsili yaratma çabası 2025 sezonu için halen geçerli durumlar.

Fakat yarışmanın 2025 sezonunda, bunların ötesinde bir değer yargısı dönüşümüne tanık oldum. Dönüşümün ekseninde kural ihlalleri ve sonrasındaki tartışmalar var. Telefon kullanımı ve dış dünyayla iletişimi sınırlanan yarışmacılar önce erkeklerin kaldığı eve telefon soktu. Böyle bir durumdan şüphe eden ekibin –tabii yine ne kadar kurgu ne kadar gerçek sorusunu kenarda tutalım– sorularına rağmen olayın çözülmesi zaman aldı. Eve dışarıdan bir telefon sokulmuş ve bazı yarışmacılar telefonu kullanmıştı. Israrlı sorular ve aramalar sonucunda telefon bulundu. Telefonu kullandığını itiraf edenlere ceza verilirken durumdan haberi olduğunu kabul edenler ve etmeyenler oldu. İlk kural ihlalinde dikkati çeken bu işi organize edenin ve haberdar olanların ilk etapta kendilerinden emin şekilde eve telefon sokulduğunu yalanlamalarıydı. Olayın üstü kapatılırken bulunan telefondan eski yarışmacılardan birinin arandığı söylendi ki yarışmacıların eski yarışmacılarla iletişimi yasak olduğu için bu başka bir kural ihlaliydi. Ancak kimin arandığı açıklanmadı.

Daha sonraki haftalarda kadın yarışmacılar, erkeklerin kaldığı evde başka bir telefon ihlali olduğunu öne sürdü. Erkeklerin konuşmalarından böyle bir çıkarım yapmışlardı. Kadın yarışmacılar erkek yarışmacıların sevdikleriyle daha fazla görüşmelerinin moral konusunda haksız bir avantaj yarattığını söyledi.1 Erkek yarışmacılar ise ısrarla böyle bir durum olmadığını iddia etti. Uzun bir konuşma sonunda kadın yarışmacılardan biri “Erkekseniz söyleyin” benzeri bir çıkış yapınca erkek yarışmacılar, yapım odasında tutulan telefonlarını alıp kullandıklarını itiraf etti.

Çünkü yalan söylemek sadece erkeklik sorgulanınca kötü bir şey hâline geliyor! Son kural ihlalini yapanlarla beraber daha evvel kural ihlali yapan erkek yarışmacılar birlik olup kadın yarışmacılara agresif bir biçimde tepki verdi. Bu esnada birbirinden enteresan savunmalarla geldiler. Durumdan haberi olmadığını söyleyen bir yarışmacı “Haberim olsa bile söylemezdim” derken diğerleri “Kadın yarışmacıların elenmesi tek telefona mı bağlı, manipüle ediyorlar” benzeri yorumlarda bulundu. En ilginç savunma ise “Biz cezayı göze aldık yaptık, siz de yapsaydınız” gibi bir yorumdu! Diğer bir deyişle onlar için kural ihlali yapmak inisiyatif kullanmak gibi bir şeydi. Ekstra görüşmenin sağladığı moral avantajı cesaretlerinin hak edilmiş bir ürünüydü. Oysaki sözde cezayı göze alan arkadaşlar, erkeklikleri üzerine referans verilene dek yaptıkları kural ihlalini kabul etmemişti. Kimse de “Cezayı göze almak, yaptığını yakalanmadan kabul etmek gerektirir” demedi.

Olay sorasında ceza alan erkek yarışmacılar, konuyu ortaya getiren kadın yarışmacılara olayı takip eden günlerde kötü davranıp onları elemeye çalışırken hâlâ suçlarını kabul etmiyorlardı. Yaptıkları kural ihlalinin diğer yarışmacılar için dezavantaj yaratmadığını söylerken, kadınları “algı yapıp” erkek yarışmacıları kötü göstermekle suçluyorlardı. Özetle yavuz hırsız ev sahibini bastırıyordu. Burada yarışmada kendini gösteren cinsiyet dinamikleri elbette önemli ancak bir yandan da toplumsal olarak kuralları çiğnemeye bakışın nasıl değiştiğini görmek gerek.

Sosyal medyada ise yarışmanın izleyicileri, sevdikleri yarışmacıların her yaptığını savunurken sevmedikleri yarışmacının her yaptığını eleştiriyor. O yüzden telefon vakalarına da 2025 sezonundaki başka tartışmalı konularda da benzer şekilde yaklaşıldı. Yine sosyal medyada çeşitli yöntemlerle organik olmayan izleyici destekleri yaratılabildiğini bir kenara koyalım. Fakat izleyici tepkilerine bakarsak bence her hâlükârda nobranlık ve kuralsızlık yükselişte.

2025 gerçekten başka yönlerden de değişik bir sezon oldu. Daha evvel sahne arkasında gerçekleşen oylama koalisyonları bu kez fütursuzca ve açıkça “Aynı kişiye oy vermezsek elenebiliriz” şeklinde açıkça konuşuldu. Böylece eskiden var olan beraber oy atma eğilimi tavan yaptı. Önceki sezonlarda eleştirilen bu durum yeni sezonun normali oldu. 2024’te daha görünür hâle gelen yarışmaya hazır reçeteyle gelme eğilimi iyice arttı. Elbette bunlar yarışmacıların yarışmaya ne kadar hazır olduğuyla ilgili. Tabii hazır bulunma seviyesi ile kurallara yaklaşımın bir ilgisi olmalı.

Olaylı 2025 sezonu biterken başlayan Altın Kupa’da eski yarışmacıların ekrana gelişi sonrası yarışmanın yemek kısmında yukarıda kısaca değindiğim gibi ciddi bir ilerleme olduğunu söylemek gerek. Hem verilen klasik tarifleri takip başarısı yüksekti, hem yaratıcılık tabakları ile şef tabaklarının, Mehmet Şef’in tabiriyle, yüzü gülüyordu. Yemekler dikkate değer derecede ilginç olunca iletişim dili konusunda adeta bir harikalar diyarı olan (!) programı takip etmek biraz daha farklı oluyor. Öte yandan Altın Kupa 2025 sezonunun kaos seviyesine henüz yaklaşmadı.

Yine de yemek kalitesinden bağımsız hem kaosu hem kavgasıyla MasterChef Türkiye her durumda çok izlenen programlardan biri olmayı başarıyor. İşte bu yüzden Altın Kupa öncesinde yayımlanan 2025 sezonundaki kuralsızlığı çok önemli buluyorum. Hangi kural ihlalinin ne şekilde savunulduğu ve ihlali ortaya koyanların karşılaştığı tepkiler toplumumuzun suç ve ceza konularına yaklaşımına ilişkin veriler sağlıyor. Öyle olunca ne kadar kızsam da dönüp dolaşıp MasteChef’e geri geliyorum. Tıpkı yarışmayı eleştirip televizyon karşısına dönen izleyiciler ve MasterChef’e her fırsatta dönen yarışmacılar gibi.

1. Yarışmacıların evdeki internet erişim durumları nasıl bilmem ama eğer internet erişimi sınırlıysa telefona izin verilenden fazla erişim, taktik ve tarif konularında haksız avantaj sağlama potansiyeline sahip. MasterChef Türkiye’de bu hiç dile getirilmedi.

dizi, kural, Masterchef, Peyderpey, reality TV, sosyal medya, Şebnem Baran, televizyon, yarışma, yeme içme