Yaşasın Studio-X!

2011 senesiydi, bir Karaköy gününde Tütün Deposu’nda Storefront for Art and Architecture New York’un direktörü Eva Franch i Gilabert’i dinlemiştik. “Kurum, Angajman ve Kent: Storefront for Art and Architecture” başlıklı konuşmada Pelin Tan ile beraber “kâr amacı gütmeyen küçük çapta bir kurum nasıl hayatta kalabilir? Küresel bağlamda, böyle bir kurumun acil kentsel sorunlardaki rolü ne olabilir? Böyle bir kurum ne tür işbirlikleri, angajmanlar ve eleştirel söylemler üretebilir, üretmelidir?” sorularının cevaplarını tartışmışlar, hem Storefront üzerinden hem de başka örneklerle irdelemişlerdi.

O zamanlar Herkes İçin Mimarlık yeni ortaya çıkıyordu, benim aklımda taze bir “kayıtdışı” deneyimi vardı. Karaköy’de şu an müşteri beğenmeyen o ünlü köşe kafe bazen ücretsiz, bazen gönlünden ne koparsa usulüyle sabahları kahve veriyordu. Superpool, PAB, Çırakoğlu Mimarlık ve kpm kerem piker mimarlık o bölgede en azından benim bildiğim sayılı mimarlık ofisleriydi. Aynı dönemde SALT Galata da açılıyordu, Karaköy-Kabataş aksında hareketlenen bir mimarlık, tasarım, kent çalışmaları durumu vardı.

Depo’daki konuşmada kaç kişi olduğundan çok emin değilim; ama ertesinde gerçekleşen sohbeti, bir mekân olsa nasıl olur muhabbetini çok net hatırlıyorum. Bölgedeki hareketlenmeye var olan altyapı yeterli olabilirdi, ama alternatif seslere, herkese mekân olabilecek ve kent, mimarlık, tasarım meselelerinin konuşulacağı bir yer ihtiyacı kuşkusuz vardı. Kentsel yaratıcılık odağında şehrin yeni geleceği için yeni düşünce biçimleri oluşturacak kapsayıcı, çok katılımcılı bir mekân hiç fena olmazdı.

2013 yılıydı, Selva (Gürdoğan) ile Gregers (Tang Thomsen)’den ilk haberler gelmeye başlamıştı. Columbia Üniversitesi’nin o zamanki dekanı Mark Wigley’in kurguladığı, dünyanın farklı yerlerine dağılan bir üretim ağı olarak Studio-X: Farklı büyük şehirlerin bugün ve gelecekte karşılaşacağı sorunları tanımlamayı ve çözümler üretmeyi hedefleyen bir kent laboratuvarı fikri. Daha sonra tek başına kalacak ve bütün Studio-X’ler içinde en çok üretimi yapacak Studio-X Istanbul için ilk çalışmalar başlamıştı. Bir mekân için niyet vardı. Studio-X Istanbul kuruluyordu, yaratıcı alandan herkesi heyecanlandıran bir gelişmeydi ve daha en başından itibaren kapsayıcıydı. O zamanın heyecanıyla elimden geldiğince onlara destek oluyordum. Açılışı geldiğinde ben çoktan Frankfurt’ta yüksek lisansa başlamıştım, ama Cenk (Dereli) ile beraber daha önce Manifold’da anlattığım Kontraakt’ın ilk etkinliğini de açılışında gerçekleştirmiştik.

Studio-X Istanbul, açılış, Kasım 2013, fotoğraf: Pınar Gediközer
Studio-X Istanbul,
Maker Hareketi: ilk çalıştay, Şubat 2014, fotoğraf: Pınar Gediközer
Studio-X Istanbul, “Çocukların İstanbul’u” ve “Büyükler İçin Çocukların İstanbul’u”, Şubat 2014,
fotoğraflar: Studio-X Istanbul arşivi

Sonrasında İstanbul’a her geldiğimde uğradığım bir yer oldu. Her gittiğimde Selva olsun, Ege (Sevinçli) olsun ilk günkü heyecanlarını koruyorlardı. Bir proje mekânı gibi olsa da kendi organizasyon ve bir araya getirme gücünü de içinden çıkardı. Farklı alanlardan, uzmanlıktan onlarca kişinin katılımı ile onlarca etkinliğe, toplantıya ev sahipliği yaptı. Bir mekâna ihtiyacımız olduğunda ne zaman arasak yardımcı oldular. Maker’ların toplantısına da katıldım orada, çocuklarla kentin geleceğini tartışan etkinliklere de, Türkiye’nin tasarım kronolojisi toplantılarına da, kitap tanıtımlarına da… O kadar çok çeşit ve farklılık barındıran bir mekân, tam da bugünün ihtiyacını karşılar şekilde Kabataş ile Karaköy arasında yer alıyordu. Hiç orada bulunamadığım ama kayıtlarını izlediğim Jeff Talks da orada gerçekleşmeye başladı, hem de onlarca kişiyle.

Studio-X Istanbul, “KentinKumsalSenaryoları”, Ağustos 2015, fotoğraf: Studio-X Istanbul arşivi
Studio-X Istanbul, Jeff Talks: Ebru Kurbak, Kasım 2015, fotoğraf: Manifold
Studio-X Istanbul, “Umut 1999–2016”,
Mayıs 2016, fotoğraf: Sahir Uğur Eren

Geçtiğimiz günlerde Yağmur (Yıldırım), “Açık Mimarlık”ta “Studio-X Istanbul neden hayatını sürdürmeli?” sorusunu Studio-X’i oluşturan, yürüten, emek veren, parçası olanlarla konuştu; Studio-X’in destek arayışını kainatın tüm seslerine iletti.

Columbia Üniversitesi desteğini artık kesti, mekân desteği veren Borusan’ın ise sponsorluğu sona erdi; bugüne kadar verdikleri destek için müteşekkir olmak gerek. Şimdi Studio-X yeni kurumsal destekçilerini arıyor. Topluluğumuz küçük ama bir o kadar da yaygın. Studio-X’te bir araya gelen sanatçılar, tasarımcılar, mimarlar, uzmanlar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve toplulukların hepsi için Studio-X başka başka anlamlar taşıyor. Umutsuzluğa kapılmadan sözü yaymak herkese iyi gelecektir; daha çok sergi, atölye çalışması, yayın, panel, toplantı için ve bir arada olup kentin geleceğini tartışabilmek, düşünebilmek için yaşasın Studio-X!*

Studio-X Istanbul, Mark Wigley,
3. İstanbul Tasarım Bienali etkinliği,
Ekim 2016,
fotoğraf: Studio-X Istanbul arşivi
Studio-X Istanbul,
“Meraklısına Tasarım Tarihimiz:
Kütüphane Buluşmaları-2”
(konuşmacı: Murat Germen), Nisan 2017, fotoğraf: Pınar Gediközer 
Studio-X Istanbul, “Gözlere Konuşmak”, Mayıs 2017,
fotoğraf: Studio-X Istanbul arşivi
Studio-X Istanbul, “Yılmaz Zenger”,
Kasım 2018, fotoğraf: Sahir Uğur Eren

* Kurumsal destekçi olmak isteyenler, 212 292 07 47 ya da yasasinstudiox@gmail.com adresinden iletişime geçebilirler.

Studio-X Istanbul, Yelta Köm