Fotoğrafsever Arkadaşınız İçin Yılbaşı Hediyesi

Fotoğraf kitabı meraklıları bilir, yılbaşı listelerinin ayrı bir ağırlığı vardır. Uzmanların seçkilerinden oluşan bu listelerde önemli bir eleştirmen ya da fotoğrafçının beğenisi kitabın satışını cidden artırıyor. Böyle bir tanıtım ufak yayıncılar için çok kıymetli. Dahası birçok ‘kendi-yayını’ kitap ve bu kitapların müellifi fotoğrafçı için sosyal medya haricinde bir tanıtım yapmak hayli güç; onlar için listelere girmek daha bir anlamlı. Sene sonunda bu on üçüncü yazıyı umarım ileriki senelerde tekrarlayacak bir şekilde yılbaşı hediyeleri tavsiyelerine ayırmak istedim. Ama bu bir en iyiler listesi değil. Amacım sene sonunda fotoğraf meraklısı eşinize, sevgilinize, arkadaşınıza hediye alırken buradaki çeşitlilik ve çokluğu zenginleştiren ve desteklenmesi gereken girişimleri listelemek. İtiraf edeyim ‘en iyiler listeleri’ bana hep itici gelmiştir; herhalde bu listelere pek giremediğimden.

Suimasen Editions: ‘Fotozin’ler*

Manifold’a yazdığım ilk yazı Erdem Varol’un Free Fall kitabı üzerineydi. Suimasen Yayınları, Erdem Varol ve FUAM’ın 2017 senesindeki kazananı İbrahim Karakütük’ün yayıncılar ve kendi yayıncılık maceraları sonrası ortamdaki eksikliğe tepki olarak kurmuş oldukları bir girişim. Son beş altı ay içerisinde sekiz ‘fotozin’ üretmişler. Ben Liman Orospusu ve Sanayi Mahallesi’ni görebildim. Suimasen Editions her ne kadar ‘zin’lerle başlasa da daha büyük kitap projelerine yelken açacak gibi gözüküyor. Nereden mi alacaksınız: Satış için Suimasen Instagram hesabı ve doğrudan sanatçıların kendi hesapları. “Biz, bizde kalan çok az kopyayı sağa sola gönderdik sergilensin diye” diyor Erdem Varol.

Sanayi Mahallesi, Erdem Varol,
Suimasen Editions, Ekim 2018,
14 × 20 cm, 40 sayfa (fotoğraflar:
Suimasen Editions izniyle)
Harbour Bitch | Liman Orospusu,
İbrahim Karakütük, Suimasen Editions, Aralık 2018, 13 × 12 cm, 32 sayfa,
imzalanmış ve elle numaralanmış 50 kopya (fotoğraflar: Suimasen Editions izniyle)

Fail Books: Photozine #2

Fail yayınları ilk kez geçtiğimiz sene Photozine’i yayımladı. Paris’te, kutu hâlinin nasıl da ilgi çektiğini gördüm. Bir arada duran on altı fotoğraf kitapçığından oluşuyor Photozine. İkinci sayı için fotoğrafçıları Melike Koçak seçmiş. Koçak, Fabrika fotoğraf ‘zin’i/mini dergisi ile neslinin girişken soluklarından birisi. Kendi jenerasyonunun fotoğrafçılarından bir kesiti bizimle paylaşmış oluyor. Ece Ak, Gizem Demircioğlu, Toros Mutlu ve Şener Yılmaz Aslan’ınki benim için sıyrılan kitapçıklar. Büyük bir hediye arıyorsanız Photozine’in 35 edisyonundan birini almak harika bir hediye olacaktır. “Yok benim için pahalı” derseniz, tek başına satılanlar kitapçıklar da var.

Photozine #2, seçki: Melike Koçak, fotoğrafçılar: Ece Ak, Şener Yılmaz Aslan, Ali Beşikçi, İkbal Cengiz, İrem Çakır,
Gizem Demiroğlu, Beril Ece Güler,
İrem Güngez, Murat Kahya,
Gülsüm Kavuncu, Doruk Kumkumoğlu, Fatih Kurçeren, Toros Mutlu, Ekin Özdemir, Miray Özturan, Selen Solak;
16 cilt toplam 512 sayfa
(fotoğraflar Fail izniyle)

Fil Books: TutKeep

Cemre Yeşil’in FiLBooks’u İstanbul’da bir fotoğrafçının kahve içerken indirim alabileceği ender mekânlardan biri. Dahası bu ufacık mekânda fotoğraf kitaplarına özelleşmiş bir kitapçı ve atölyelerin yapıldığı bir alan da mevcut. Orada seçebileceğiniz birçok kitabın yanında Yeşil’in editörlüğünü üstlendiği ve yayımladığı kitaplarla da ilgilenebilirsiniz.

Benim takip ettiğim ve en son çıkan kitap Orhan Cem Çetin’in TutKeep’i. Kitap, kurgusal mı yoksa gerçek mi ayırt edemediğimiz, bir hoarder’ın metin ve fotoğraflarla sayıklamaları mı? Yoksa acaba, kafası karışık bir ruh ondan geriye kalanlara mı bakıyor? Nesnelerin üzerinde biriken tozlar gibi belki de bu kitaptaki metinler. İki dilli olduğu kadar iki metinli kitapta, bu nesneleri biriktirmiş şahsiyeti keşfetmek bize kalıyor.

TutKeep, Orhan Cem Çetin,
FiLBooks Yayınları, 15 × 15 cm, 80 sayfa
(fotoğraflar: FiLBooks izniyle)

Masa: Rhome

Mas Matbaa’nın yayıncılık projesi Masa son senelerde fotoğraf kitaplarına ayrı bir önem veriyor. Daha önce incelediğim Korhan Karaoysal’ın Neden – Reason da Masa Yayınları’ndan çıkmıştı. En son yayımladıkları Jean-Marc Caimi ve Valentina Piccinni imzalı Rhome, siyah beyaz fotoğraflarda Roma gecelerine ve bu turistik kentin ev sahiplerine bakıyor. FUAM’da maket kitap ödülünü aldıktan sonra ortağım Okay Karadayılar’ın ofis dışındaki çalışmaları sonucu yeni bir cisme bürünen Rhome’un Paris Photo etrafındaki kitap fuarlarında dikkat çektiğini hissettim. Masa’nın kendi web sitesinden değil, ama burada basılmış bu kitabı İtalyan eser sahiplerinden isteyebilirsiniz.

Rhome, Jean-Marc Caimi ve 
Valentina Piccinni, Masa Yayınları, 
17,5 × 23 cm, 148 sayfa 
(fotoğraflar Masa izniyle)

Poşe: Ece Gökalp, “Tek Bir Dağ Kadar Çok” Sergi Afişi

Öykü Canlı ve Larissa Araz’ın Poşe’si benim gibi Avrupa yakalılar için harika bir vapur seyahati bahanesi. Poşe 2018’in mart ayında kuruldu ve o günden beri İstanbul’da bir zamanlar PiST ve yavaşlayan 5533’ün yerini doldurdu. Onlar gibi muhabbet ve dayanışma odaklı bir girişim Poşe ve belki de kendilerine gerektiğinde fotoğrafçı demekten çekinmeyecek iki sanatçı tarafından kurulduğu için, bir mecra olarak fotoğrafla derdi olan ya da yetkinliğine inanan sanatçılar için heyecan verici bir mekân oldu. Poşe’nin çok yakında açılacak e-dükkânında, mekânda sattıkları sanatçı kitapları ve sınırlı edisyon baskılarını görebileceksiniz. Çok yakında.

Ece Gökalp, “Tek Bir Dağ Kadar Çok”, 
sergi afişi ve iki kartpostal örneği 
(Poşe izniyle)

Sirkhane: Çocuk Fotoğrafçılardan Baskılar

Erdem Varol sayesinde fark ettiğim Mardin’den Sirkhane bu seneki en güzel keşiflerden. Mardinli ve Suriyeli çocuklara karanlık oda eğitimi veren Her Yerde Sanat Derneği’nin girişimini çocukların çektikleri fotoğraflardan bir baskı satın alarak destekleyebilirsiniz.

Ringa, Ziyad ve Hamit'in fotoğrafları,
kaynak: Sirkhane Darkroom 
Instagram hesabı

* “Fotozin” iki üç senedir İstanbul’da sıklıkla duyduğumuz bir söz hâline geldi, sosyal medyada takip edebildiğim kadarıyla. 2000 yılında yayınına dahil olduğum ilk dergiyi İstiklal Caddesi pasajlarındaki kitapçı ve sahaflara götürdüğümüzde, rahmetli Metin Demirhan’ın “matbaa kokuyor bu” diyen dalgacı gülüşü aklımdan gitmiyor. Acaba dijital baskı kokusuna ne derdi? Tanımları önemli bulanlardan olmadığımı daha önce de söylemiştim. Genellikle fotokopi makinesi denemeyecek dijital baskı makinelerinde, az sayıda üretilen bu işlerdeki el emeği yadsınamaz. Bunları bir kitaptan ayıran acaba baskı adetlerinin düşük olması mı, yoksa el işçiliğine yapılan vurgu mu? Belki de üretim süreçleri olabilir. Ülkedeki örneklerde bu noktada henüz bir tutarlık göremesem de bu küçük kitapları seviyorum.

Ali Taptık, fotoğraf, fotokitap, hediye