Rastlantı ve Teslimiyet*

Buna bir kapak diyebilir miyim? En arka sayfada Metehan Özcan’ın vesikalık fotoğrafı var. Tanışmıyor olsak, bu fotoğrafın kitabın müelliflerinden birinin olduğunu hissedebilir miydim? Sakin renkleriyle fotoğraflar sayfadan kaçıyor gibi bir his veriyorlar. Çevirdiğimde devamını görecek miyim? Hayır. Bir önceki yüzyıldan mimarlıklar, çoğu modern binalar, malzemeler, detaylar birbirini izliyor. Sonra aniden göklere yükselip petrol yeşili bir denize bakıyorum. Arada bir harita gözüme çarpıyor; bir fotoğrafı sanki ters basmışlar, bu bir hata olamaz. Siyah beyaz fotoğrafların Metehan’ın olmadığını düşünüyorum. Ya onunsa? Bir fotoğrafın sahibi kimdir? Müellifi onu çeken mi, çektiren mi, gösteren mi, seven mi, bakan mı? Askerler beliriyor aralarda, bazı fotoğrafları zaten tanıyorum. Sık sık dalgalı denizlere dönmeme yol açıyor kitap. Yakışıklı delikanlılar ve askerler görüyorum. Sonra bir ağaç fotoğrafı arka arkaya iki sağ sayfada tamamlanıyor. Sarı lastik zaten sayfaların serbest olabileceğini ima ediyordu. Ama bu dizilişin arkasındaki yapı nedir? Bulut fotoğrafları yoğun imge akışına bir es verirken merdiven tırabzanları ve parmaklıklar geriyor. Sonra bir açmada bir fabrikanın bacası ve gökyüzü, diğer bir açmada ise çalılar ve dağların ortasında bir fabrika ve onun kesilmiş bacası. Bu iki fotoğraf bir aslında. Çizimler, desenler ve dokular derken kitabın ortasına ulaşıyorum. Benzer bir kâğıttan bir kitapçık var. Resimli Bilgi -Ek, Karton Kitap × Metehan Özcan. Uzun bir giriş metni, Metehan’ın daha önce hatırladığım kadarıyla —mazide yerini almış— Galeri Elipsis’de sergilediği bu serisini ve kitabın yayıncı ve tasarımcıları Toros Mutlu ve Umut Altıntaş’ın yaklaşımını anlatıyor. Sonra da bir indeks gibi fotoğraflara dair bilgiler veriyor, neyi görüntülediğinin farkında bir fotoğrafçının notları gibi geliyor kulağıma, fotoğrafların anlatmadıklarını ve söylemediklerine yer veriyor —bazen bir kaynakça gibi işliyor.

Resimli Bilgi -Ek,
Karton Kitap × Metehan Özcan, 2019, fotoğraflar: Ali Taptık / Onagöre

Yukarıda anlattıklarım bir ilk izlenim hayali. Metehan, Umut ve Toros arkadaş ve meslektaşlarım, farklı alanlarda. Karton Kitap 2015 tarihinde kurulmuş, şu anda Türkiye’de gördüğüm en heyecanlı küçük ölçekli yayınları çıkarmış etiketlerden biri. Bu kitabı sanırım iki sene önce FUAM’da görmüştüm, orada maket edisyonu paylaşılıyordu. En azından böyle hatırlıyorum. O zaman bana kafalarındaki fikri anlatmışlar, Metehan bu fikri kabul ettiği için heyecanlı olduklarını söylemişlerdi. Fikir mi? Anlatırsam kitabın sürprizi kalır mı? Zaten kendileri de uzun uzun anlatmışlar, ben araya girmeyeyim. Kanımca temel mesele teslimiyet. Metehan fotoğraflarını Umut ve Toros’un ince fikrine, onlar da kitabı ne kadar hesaplı da olsa rastlantıların güzelliğine teslim etmişler.

Kitaptaki fotoğrafları tek bir çatı altında toplamak zor olsa da zarif, sakin bir renk kullanımı, sade kompozisyonlar Metehan’ın üslubunun önemli unsurlarından. Bölünüp parçalanmış fotoğraflarda bir olayın izini ararken, bulduğu (ya da daha havalı konuşalım temellük ettiği) fotoğraflarda ise neler olup bittiğini çıkarsamaya çalışıyorum. Yer yer de kendine güvenle kameralara gülümseyenleri ve gülümsedikleri insanların kim olduğunu merak ediyorum.

Serbest sayfaların bir lastikle bir arada tutulduğu kitaplar bu aralar sıklıkla karşımıza çıkıyor. Yakın zamanda yayımlanan ikisini ortağım Okay Karadayılar üretti: Korhan Karaoysal’ın NEDEN AMAÇ’ında alışılmış ikiliklerin kırılganlığı ve bir aradalıkların rastlantısallığını düşünmek mümkün oluyordu. Okay, İnci Eviner’in 58. Venedik Bienali’ndeki Türkiye Pavyonu için tasarladığı Biz, Başka Yerde isimli kitapta ise, birçok farklı mecra ile aktarılan bir durumda, parçalar arasındaki girift ilişkilerin ve imgelerin farklı mecralardaki dönüşümünün altını çizmek için böylesi bir ‘cilt’ seçimine gitmişti. İki kitapta da fotoğrafların bir araya gelişinde bir rastlantısallıktan söz edebilecek olsak da aslında herhangi ciltlenmiş iki sayfadan daha fazla kurgulanmış bir ikilik mevcuttu. Bu kitapta öyle değil.

Yine bu kitaba benzer bir tavrı fotoğraf kitaplarında Jim Goldberg’in ve JH Engstörm’ün az bilinen iki sergisinde görmüştüm. Karton Kitap’a benzer bir ölçekte çalışan Japon yayıncı Super Labo, Goldberg’in tek bir çalışma panosunu bölerek kitaba dönüştürmüştü; Engström ise sac panosunun büyük format fotoğraflarını paylaşmıştı. Sanatçıların çalışma tahtalarını ya da panolarını paylaşması yeni değil. Liam Gillick’in 90’lardaki üretiminden günümüze izleyiciyi işin anlamlandıranı olmaktan öte, aktif bir parçasıymış gibi hissettiren bu yerleştirmeler kitap formunda bana daha çok bir oyun daveti gibi geliyor. Yere serip sonunda yaptığınız yapboz ise kocaman sanat eserlerine neredeyse yok pahasına sahip olmanızı sağlıyor. Derdiniz buysa. Umut ve Toros’un hedefi bundan biraz fazlası, ama yukarıda da söylediğim gibi bunu aktarmak istemiyorum.

Resimli Bilgi -Ek,
Karton Kitap × Metehan Özcan, 2019, fotoğraflar: Ali Taptık / Onagöre

Resimli Bilgi -Ek’in beni en zorlayan parçası, ortadaki kitapçıktaki tanım metni. Büyükten küçüğe tüm sanat inisiyatiflerimiz özellikle iş tasvirlerinde kurumsal bir tavrın sanat alanında ciddiye alınmak için doğru yöntem olduğu konusunda hemfikir olmuş, işlere sanki geveze bir müze rehberi eşlik ediyor; sanatçı ve fotoğrafçı kitaplarının arasından bir eleştirmen ya da bir yorumcu bazen de sanatçının kendisi nasıl bakılacağını dikte ediyor. Benim bu kadar gevezeliğe tahammülüm yok. Olgusal olanları ya da o ânın dışındaki anekdotları okumayı seviyorum; fotoğraf ve metin içeren işleri bir kalemde harcadığımın düşünülmesini istemem. Görüntülerin, fotoğrafların, işlerin metinlerle desteklenmesinden farklı bir problemden bahsediyorum. Sanatçıların adeta bir küratör ya da sanat tarihçisi gibi kendi işlerinin ‘tavsiye edilen’ anlaşılma biçimini sunması yanlış anlaşılmaları, yanlış ifadeleri ve olabilecek güzel kazaları engellediği —belki de beni işsiz bırakacağı— için bana fazla geliyor. Burada sorunum bir adım öteye giden cümlelerle. Resimli Bilgi’deki Ek’de yer alan ve kitabın üretim sürecini tasvir eden metin de ne yazık ki bu tuzağa düşüyor. “Nasıl yapıldı?”nın yanında “nasıl algılanmalı?” ya da “nasıl düşünüldü?” sorularını ifade etmek şart mı, bilemiyorum. Dahası bu örnekte “nasıl yapıldı?” sorusu bile gerçekten önemli mi? Böylesi bir ‘kontrol’ün —belki de eleştiri ve yorumun az olduğu bir yerde— iletişim adına yapılmış bir jest olduğuna inansam da, hayallerimi sınırladığı için daralıyorum. Nasıl da ikiyüzlüyüm ama değil mi? Size fikri kitabın aslından çok daha önce bildiğimi söylemiştim.

Resimli Bilgi bir ansiklopedinin tersi olarak düşünülebilir. Görsel dağarcığımızı etkilemiş resimli ansiklopedilerin yerine Özcan kendi ansiklopedisini, belki de kendi dilini anlamaya çalışıyor. Kendisi için bir sözlük, bir yazım kılavuzu gibi mekânlar, insanlar ve geride kalan izlerde bizi çekeni tespit etmeye çalışıyor. İnsanlıkla birlikte kaçınılmaz sona doğru tam gaz giden bir arabada herkes bir yön bulmaya çalışırken Metehan sürüş doğrultusuna sırtını dönmüş bir çocuk gibi; Toros ve Umut ise Metehan gibi tasarlarken bu ters bakışı bir tavra dönüştürmüşler. Araba hızla gitse de uzaklaşan yapılar yavaşlar; doğru bir çizgideyseniz bir süre sonra yavaşladığınızı hissedersiniz. Svetlana Boym’dan çekici alıntılar yapmak niyetinde değilim. Bizler, benim kuşağım bu geçmişin bir ürünüyüz ama onu tanıyamıyoruz. Bütün bu imgeler acılı ya da şefkatli ya da mutluluk dolu çocukluğumuzdan silik görüntüler olabilir. Sürekli bir büyüme ve gelişme hevesi ile artık yaşadığımız her alanı, her olayı, her anı bir kaynak gibi gördüğümüz bir zamanın dışında gibi geliyorlar bize, ama aslında değiller. O yüzden parçası olmadığımız ve müdahale edemediğimiz bir zamanda etrafımızdakileri duygusal olarak anlamlandırmak için bolca zaman harcıyoruz. İncelik ve kıvrak bir zekâ ile tasarlanmış bu kitap senenin en güzel hediyelerinden.

{fotoğraflar: Ali Taptık / Onagöre}

* Umut Altıntaş ve Sarp Sözdinler, Metehan Özcan’la fotokitaplar ve Resimli Bilgi -Ek hakkında Manifold için konuşmuşlardı.

Ali Taptık, fotoğraf, kitap, Metehan Özcan, Resimli Bilgi -Ek, Toros Mutlu, Umut Altıntaş