Sözde Karyatidler

Sessizce ve hiç şikâyet etmeden başlarında ağır yükler taşıyan kadınlara adanmış bir kısa film Les Dites Cariatides (1984). Agnès Varda’nın ardından tüm filmlerini tekrar izlerken onu en çok bu filmle anmak istedim. Mimarlık, şehir ve şehirde yürüme gibi bana aşina konuları Varda’nın her zamanki esprili, hayatı biraz da hafife alan dişil bakışıyla yansıttığı için bu filmi seçtim. Varda’nın mekânın poetikasına olan duyarlılığı ve insan yüzleri gibi bina yüzlerinin de hikâyeler anlattığına dair sezgisi kuşkusuz Gaston Bachelard’la tanışıklığından bağımsız değil, ama Varda’nın buna yepyeni bir boyut kattığı da yadsınamaz.

Başlığından başlayarak hınzırca ve oyunbaz bir film Les Dites Cariatides. “Sözde Karyatidler” adıyla Varda bizim Türkiye’de sıkça rastladığımız bir kalıbı tersine çeviriyor. Malum, bizim aşina olduğumuz versiyon “sözde akademisyenler” üslubunu kullanan iktidarın buyurgan ve eril sesidir. Varda ise resmi tarih adına kuraldışı olanı lanetlemek yerine resmi tarihi ‘sözde’ ilan ediyor. Mimarlık tarihçisi Vitruvius’un MS birinci yüzyılda, 500 yıl öncesine referansla anlattığı tarihe göre Atinalılar işgalci Perslerle işbirliği yapan Karyalıların erkeklerini esir alıp kadınlarını da ibret olsun diye ele güne teşhir etmek üzere mermer kolonları için model olarak kullanmışlar. Savaşlar tarihi üzerinden kurgulanan bu modeli pek de ciddiye almıyor Varda; karyatid teriminin tarihsel kökenine dair bu anlatıyla ilgili kuşkuları olduğu filminin başlığından belli. Tarihin bahane edildiğini, asıl amacın eril bakışa sunulmuş kadın bedenlerini teşhir etme amacı taşıdığını ima ediyor. 1980’lerin başlarında, yani tarihyazımının hikâye kurgulamaktan farkı olmadığı tezi sosyal bilimlerce akademik dünyaya henüz mal edilmeden önce Varda’nın böyle düşündüğünü sezebiliyoruz başlıktan.

Agnès Varda’nın eline düşmese ve antik Yunan mimarisinde kolon olarak kullanılan kadın heykellerinden esinlenmiş cephe elemanlarına dair bir döküm olarak kalsa, bu konu sıkıcı bir belgesele dönüşebilirmiş pekâlâ. Ama Varda daha en baştan bize sıradan bir belgesel izlemeyeceğimizi gösteriyor. Kameranın aşağıdan yukarıya doğru ağır ağır taradığı, başında bir sokak lambası taşıyan kadın heykelini henüz bütünüyle algılamışken, heykelin yanında beliriveren bir çıplak erkeğin yürümeye başlamasıyla kendimizi bir Paris sokağında buluyoruz. Kimse çıplak kadın heykellerini yadırgamazken çıplak bir erkeğin yarattığı şaşkınlıkla Varda bize kadın bedeninin teşhirinin nasıl kanıksandığını göstermeyi amaçlıyor. Üzerinden otuz beş yıl geçmiş olmasına rağmen filmin bizi hâlâ gülümsetebilmesi, görme biçimlerimizin pek de değişmediğini ima ediyor.

Agnès Varda, Les Dites Cariatides, 1984, filmden, ekran görüntüleri

19. yüzyıl ortalarından başlayarak Paris’in neoklasik mimarisinde artan ve kimilerinin memeleri binalardan sokaklara taşan bu taştan oyma kadın figürlerinin hikâyesini filmde Varda’nın kendi sesinden dinliyoruz. Yük taşıyan kadın heykellerini yük taşıyan erkek heykelleriyle kıyaslarken Varda’nın dikkatimizi çektiği ayrıntılar bizi hem eğlendiriyor hem de inceden inceye öfkelendiriyor. Kadınların tevekkülle ve alışkın bir hâlle taşıdıkları sıradan yüklere karşılık Atlas heykellerinin dünyayı sırtlarında taşıyormuşçasına takındıkları önemli iş yapma hâllerine bakmamızı istiyor Varda.

Bunun sadece bir temsil meselesi olmadığını, gerçek hayatta da işlerin farklı yürümediğini göstermek için Varda kamerasına takılan bir kadını bize doğru yönlendiriyor. Başında yük taşıyan kadının kamerayı fark edince duraklamasına, tedirginliğine ve sonra yoluna devam etmesine tanık oluyoruz. Varda kamerasını tekrar bina cephelerine çevirdiğinde gerçekle temsil arasındaki o ince çizgide yalnızca filmin kendisi değil, sanki biz de salınmaya devam ediyoruz.

1984’de çektiği on iki dakikalık filmin izini sürmek üzere 2005’de iki dakikalık pek kısa bir film daha yapmış Varda, bu kez Les dites cariatides bis [Sözde Karyatidler Bis] demiş adına. Geçtiği yollardan tekrar geçmeyi, gördüğü yüzlere bir daha bakmayı seven bir yönetmendi Varda. Aynı temaların çeşitlemelerini yapmayı sürdürdü. Altmış yılı aşan film yapma kariyeri boyunca kamerasını hep aynı merakla insanlara ve mekânlara çevirdi ve her yüzde yeni bir hikâye aramaktan bıkmadı. Yüzlere ve mekânlara dair her yeni hikâye biraz onu hatırlatacak.

Agnès Varda, Les Dites Cariatides

Agnès Varda, Feride Çiçekoğlu, film, kadın, Les Dites Cariatides, sinema