Beyoğlu’nda
Bir Paten Sarayı:
Skating Palace

Beyoğlu’nun ortalarında şimdilerde Grand Pera adıyla karşımıza çıkan ‘külliye’, evet yüz yıllık Emek Sineması’nı yıkıp taklidini yukarı taşımıştır, ama hakkını yemeyelim; Cercle d’Orient binasını çok iyi bir restorasyonla hizmete sunmuştur. Skating Palace’ın hikâyesi de, işte bu yapının, yani Cercle d’Orient’ın yapımının ardından tarih cephesine gelecektir.

Cercle d’Orient’ın yapılış tarihi, bilgiyi Büyük Kulüp Üye Albümü’nden aktaran Mustafa Gökmen’e göre 1884,1 mimarı da Alexandre Vallaury’dir.2 Binayı inşa ettiren, Birinci Meşrutiyet döneminde vezirlik de yapan, Abraham (Karakâhya) Paşa’dır (1833–1918). İstanbul Ansiklopedisi’nde, “(Paşa’nın) Beyoğlu’ndaki konağı, bugün Serkldoryan diye anılan binadır” der.3 Büyük Kulüp üyelerinden İsmet Karadoğan 1976 yılında kendisiyle yapılan bir röportajda binanın kullanım tarihine şöyle ışık tutuyor: “Şimdiki Cercle d’Orient, ilk olarak Club des Chasseurs de Constantinople (İstanbul Avcılar Kulübü) namı altında ve meşhur Abraham Paşa tarafından inşa edilmiştir. Heyet-i idare daima yabancı sefirlerin en kıdemlileri ile sefaretlerdeki diğer âzalardan mürekkepmiş. [...] Genç âzalar kışın Büyükdere'de, Abraham Paşa Çiftliği’nde av maksadıyla toplanır, adamları ava çıkar, kendileri briç oynar, sonra avlar arabalara yüklenir ve büyük bir tantana ile Beyoğlu’ndan geçilerek kulübe gelinirmiş. [...] Kulüpte birçok bekâr diplomat aza, binanın üstünde bulunan odaları işgal ederlerdi. Ve o zaman şimdiki Şehir Tiyatrosu [daha önce Opera ve İpek Sineması olan yapı] ile Emek Sineması’nın yeri kulübün bahçesiydi. Âzalar kulübe geldiklerinde arabalarını bu bahçede bırakırlardı. Bekâr genç âzalar da sabahları bahçede manège [atçılık sporu] yaparlardı. Kulübün gerek yemekleri gerekse şarap mahzeni meşhurdu.4 [...] Yabancı misafirler ve âzaların hanımları oyun salonlarına giremezdi. Onlar için ayrı salon ve yemek odaları mevcuttu.”5 Daha önce bir başka yazıda değindiğim için, burada Cercle d’Orient’ın tarihine daha fazla girmeyeceğim.6 Geçelim Skating Palace’a. 

1940’lı yıllarda Cercle d’Orient’ın
İstiklal Caddesi’nden görünüşü

Skating Palace, Cercle d’Orient’ın bahçesinde inşa edilmiştir. Mimar Vedat Tek, Cercle d’Orient binası ve bahçesinin Abraham Paşa’dan sonra, H. Arditi ve Saltiel’in mülkiyetine geçtiğini belirtir.7 Bu mekânın ilk dönemine ilişkin en doyurucu bilgileri ise Ruşen Eşref Ünaydın verir. Skating Palace yapılmadan önce burada “hayal meyal hatırladığıma göre eskiden, Strangali’nin Rum Atletik Jimnastikhanesi ve İdman Meydanı” bulunurdu, diyen Ünaydın, Strangali ve öğrencileri hakkında ayrıntılı bilgiler aktarır. Bir dönem, (Faik Üstünidman’dan önce) Galatasaray Sultanisi’nde de jimnastik öğretmenliği yapan Strangali’nin bu okulu dağıldıktan sonra, aynı yerde büyük bir at cambazı kumpanyası gösteriler yapmaya başlamıştır: “Beyoğlu’nda pek tutunmuş bir kumpanya ki, Goldenberg kardeşler gibi ünlü trapezcileri vardı; bir Ramazan da cambazları ile, şantözleri ve pek iyi terbiye edilmiş atlarile, Şehzadebaşı’nda oynamışlardı.”8

Cercle d’Orient binasının bahçesinde yer alan ilk yapı Skating Palace’tır. Ardından buraya –daha sonra Emek adını alacak olan– Melek Sineması inşa edilecektir. Tahminen 1909 yılında inşa edilen bu binada9 patinaj sporları yapılıyordu. Ruşen Eşref Ünaydın, 1909–1915 yıları arasında bir moda akım olarak gelen skating sporu hakkında şu bilgileri verir: “Skating, buz üzerinde değil de asfalt üzerinde, kama sırtı gibi keskin iki çelik kayak üzerinde değil de, hemen hemen bilya denecek ufaklıkta dörder tombul tekerlek üzerinde yapılırdı. Fakat hem yerin, hem tekerleklerin kayganlığını, adeta buz üzerinde giderlermiş gibi artırmak için asfalta ara sıra pudra hâlinde bol bol tebeşir tozu veya talk dökülürdü.”10 Kaynaklar, bu tür mekânlarda kullanılan ilk patenleri 1760 yılında Belçikalı bir mucit olan Joseph Merlin’in icat ettiğini yazıyor. Ama bu ilk buluş, yeterli hareketliliği sağlayamadığı için gelişememiştir. Tekerlekleri dönebilen pateni icat etmek ise Amerikalı James Plimpton’a nasip olmuştur. Plimpton 1863 yılında ‘tekerlekli paten’ patentini alır. Yirmi yıl içinde tekerlekli paten popüler bir hobi hâline gelir. İnsanlar bu patenlerle dans edebilir, artistik patinaj yarışmalarına katılabilir. Patenli hokey takımları ise işin spor bölümünde yer almaktadır.11

1874 yılında İngiltere Brompton’da
Prince’s Ground’da patenle kayanlar, gravür
Patenti 1880 yılında alınan
bir patenin çizimi, Samuel Winslow ve
1910 yılında patenli eğlence,
New York Tribune, 6 Şubat 1910

Altını çizmemiz gereken bir durum var: Beyoğlu’nda yer alan Skating Palace, birçok yazarın birbirini tekrarlayarak yazdığı gibi buz pateni sahası değil, yukarıda anlattığımız türden tekerlekli patenler için inşa edilmiş bir patinaj yapısıydı.12 Skating Palace’ların İstanbul’daki gelişim tarihi konusunda, Resimli Hayat dergisinin Kasım 1952 tarihli sayısında şu kısa bilgi bulunmaktadır: “İmparatorluk devrinde İstanbul’da biri Beyoğlu’nda şimdiki Melek Sineması yerinde, biri Osmanbey’de, üçüncüsü Galatasaray’la Tünel arasında bir yerde, dördüncüsü Bebek Bahçesi’nde, beşincisi Kadıköyü’nde Moda’da olmak üzere muhtelif patinaj yerleri vardı. Bunlara Sketing Palas adı verilirdi. En büyükleri Melek Sineması’nın yerinde bulunandı. Güzel bir orkestrası vardı. Patinaj yapanlar kendilerini bu orkestranın çaldığı güzel valslere kaptırarak dans ederler; patinaj yapmayanlar da kenarlarda masalarda oturup onları seyrederlerdi. Şehrin bütün kalburüstü halkı buranın gedikli müşterileriydi.”13 Biz bu yazımızda, elimizde fazla bir bilgi bulunmayan ‘skating palace’ları bir kenara bırakarak, bu mekânların en popüleri olan Beyoğlu’ndaki Skating Palace’ı ele alacağız.

Osmanbey’deki Skating Palace’ın ilanı,
The Oriental Adversiter, 4 Nisan 1910
Osmanbey’deki Skating Ring’de
(bu kez adı Palace’tan Ring’e çevrilmiş) 1913 Ağustos ayında düzenlenen balonun bileti

Rue Deveaux ya da Yeşil Sokak No. 9

Adresi başlangıçta “Rue Deveaux, No. 9”, 1914 haritalarına göre ise daha sonra değişerek “Yeşil Sokak 9” olan bu mekânı Ruşen Eşref Ünaydın bizlere şöyle anlatır: “Beyoğlu Skating Palas’ı [...] hem hünerli patinaj, hem sportif mondanite, üstelik bir de futbol gibi ihtiraslı bir hokey maç alanı oldu. [...] Kenarları tıklım tıklım denecek kadar kadın erkek seyircili Skating Palas’ın, orta yerindeki asfalt meydanda –patinaj rakslarındaki bütün ustalıklı çarkları; var hızla koşarken hemen bir anda duruvermeleri; sonra birden yol değiştirip ters yönde yarışmaları ve önleşmeleri adeta basit birer idmancasına emirlerinde kullanan– patenli hokeycilerin, rüzgâr uğultusu çıkarır patenler üzerinde sel akışı gibi çağıltılı koşuşları; çomaklarının, düello meçleri gibi çelişmeleri; küçücük topun, bilardo bilyası gibi, kaşla göz arasında bir yandan öbür yana sıçrayışları, o spor sarayının, hele cumartesi öğlelerinden sonraki seanslarını futbol maçlarının verdiği heyecandan aşağı kalmaz bir savunuculukla coşturur, taştırırdı.”14

1914 yılı Beyoğlu sigorta haritasında
Skating Rink olarak gösterilen
Skating Palace

The Oriental Advertiser (TOA) gazetesinde çıkan bir ilandan 29 Ocak 1910 günü “Bayan Straus’un yüksek himayelerinde sağlık ve paten akşamı” düzenlendiğini görürüz. Bu akşama “komite tarafından tanınmayan bayanların kabul edilmeyecektir.” Enis Tahsin Til de burada haftanın muayyen günlerinde patinajla hokey maçları da yapıldığını belirtir. 1913 yılında Galatasaray patenli hokey takımının, Ermeni kulübünü 8-2 yendiğini, Ali Sami Yen’in Galatasaray Müzesi’ndeki fotoğraf albümlerine düştüğü el yazısı notlardan öğreniriz. 6 Aralık 1913 akşamı Skating Palace’ta halat çekme ve patenli hokey müsabakaları tertip edilmiş, Galatasaray patenli hokey takımı İstanbul Muhtelit [karma] takımını 3-2 mağlup etmişti. Halat çekme yarışmasında ise Amerikan Scorpion zırhlısı takımı, Barbaros Hayrettin zırhlısı takımını 2-1 yenmişti.15 Galatasaray Müzesi’nde yer alan bir belge, 21 Şubat 1914 günü burada Galatasaray Kulübü ve yine Amerikan Scorpion zırhlısı takımı arasında bir halat çekme yarışmasının yapıldığını gösteriyor. Son dönemlerinde salon başka sporlar için de kullanılıyordu. 24 Kasım 1915 tarihli bir ilanda ise (TOA) Skating Rink Palace’ta Pera Boks Kulübü tarafından düzenlenen beş maçlık bir boks turnuvasının yapılacağı belirtilmektedir.

Skating Palace’ta Fenerbahçe patenli
hokey takımı
Skating Palace’ta Galatasaray takımıyla karşılaşma yapan Amerikan Scorpions patenli hokey takımı,
kaynak: Galatasaray Üniversitesi
Kültür Sanat Merkezi

Ama bu mekânın en önemli özelliği, o zamanın en popüler eğlence yerlerinden biri olmasıydı. Burada sık sık balolar düzenlenirdi. 1 Mart 1910 tarihinde düzenlenen balolar ilanında şöyle yazmaktadır: “Bu gece aileler için büyük gala. Bayanlar maskeli gelebilir. Baylar gece elbisesiyle katılabilir. Giriş bayanlar 5, baylar 10 dolar.” 14 Şubat 1914 tarihinde Skating Palace’ta, o dönemin ünlü dans profesörü Mösyö Psalti’nin, Midinetler Balosu’nu (Terziler-Tezgâhtar Kızlar Balosu) düzenlediğini görürüz.16 Elimizde olan bir el ilanından balonun saat 9’da başlayacağını, ayrıca kıyafetli ve maskeli olacağını, “Paris’ten gelme pek zengin kotiyon ve eşyalar, işitilmedik, görülmedik ve pek eğlenceli çeşitli sürprizler” olacağını öğreniyoruz. Akşam saat 9’dan 11’e kadar paten kayılacak, gece saat 1’den sabaha kadar da balo devam edecektir. Balonun yedi ödülü vardır. En iyi üç patenciye, en güzel üç maskeye ve salon tangosunu en iyi yapacak bir kişiye verilecektir bu ödüller. İlanda belirtildiğine göre dört mızıka ve iki orkestra müzik yapacaktır. Bilet ücreti 1 gümüş mecidiye, rezerve yerler 40 kuruş, localar ise 1 ve 1,5 liradır. Mösyö Psalty ayrıca Skating Palace’a gelecek olan konuklarına, Matşiş’in bestecisi Ch. Borel-Clerç’in son eseri olan Zambezi Dansı’nı da dinleteceğini müjdelemektedir.

Bu balolar ve zaman zaman diğer etkinliklerde büyük orkestralar sahne alırdı. Örneğin 12 Ekim 1910 gecesi on iki kişilik orkestranın maestro P. Franchi tarafından yönetildiğini, 14 Aralık 1910 tarihli bir ilandan da Skating Palace’ta iki orkestranın çaldığını öğreniyoruz: Biri Mösyö Franchi, diğeri ise Mösyö İzigane Nutulesco idaresindedir.

Başka gösteri türleri de Skating Palace’ta kendini yer bulabiliyordu. 12 Nisan 1910 tarihli The Orieantal Advertiser’da yer ilan ilana göz atalım:

“Bu akşam, deneysel psişik yarışması galibi (Paris 1909), hipnotizmacı-manyetizmacı Profesör Balsamo tarafından sunulacak, çağımızın en olağanüstü medyumu, yeni Paris sirkinden ünlü falcı Miloska’nın olağanüstü büyük seansı
İşte program: 
Patinaj, insan telgrafçılığı, düşünce aktarımı, otomatizm-kâhinlik, beyin loblarının uyarılması, kafadan hesaplama 
Miloska seyircilerin etkisi altında sorulan her problemi hesaplıyor ve çözüyor ve tam bir hipnoz hâlinde, gözleri kapalı olarak resim yapıyor, yazı yazıyor 
Patinaj, duyarlılığın dışsallaştırılması, varlığın çiftleşmesi, kendi kendine telkin, öte dünyada 20 dakika, Miloska çağdaş geleceği söyleyen kadın, (bilinmeyen) psişik duyumların uyarılması, çift görme 
Miloska kendisine sorulan tüm sorulara, hatta yurtdışında bulunan ebeveynlerle ve dostlarla ilgili ve hatta her türlü şahsi soruya cevap veriyor.
Giriş ücreti 5 kuruş
Giriş ve paten yapma abone kartları geçerlidir.”

23 Nisan 1910 gecesi ise mekânda bir konser düzenlenmektedir:
“Bugün aile matinesinde, Skating’in geleneksel zarif müşteri kitlesinin büyük bir bölümünün talebi üzerine Parisiana’nın iki sanatçısı ve parlak şarkıcısı Bayan Sylvia Leone ile Bay Stavil, İtalyanca ve Fransızca insanın içini ısıtan repertuarlarını yeniden sunacaklardır; paten yapmak isteyen amatörlerin yeğledikleri bu sporu yapmalarına engel olmamak ve müzikseverlerin sanatçıları büyük salonun gürültüsünden uzak dinleyebilmelerine imkân vermek için, Palace’ın zarafetini yükseltmek için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan ve çok hoş müşteri kitlesini tatmin etmek isteyen Skating yönetimi, iki salon arasında kadifeyle kaplı devasa kapılar koydurmuştur, sanatçıların konseri sırasında bu kapılar kapanacaktır. Skating modası geçen yılki gibi çok yüksek. Palace’a gelen seçkin müşteri kitlesi, bu kurumda gerek salonun süslemeleri itibariyle gerekse gerçek kış bahçesiyle kendini ona yaraşır bir ortamda buluyor. Rumen orkestrası herkesin beğenisini üzerine topladı ve müdavimler valsleri ve özgün çardaşları dinlemek için her gün geliyorlar.
Pazartesi akşamı oturacak tek bir yer bile kalmamıştı. İzleyiciler paten yapan genç ve sevimli kızları değerlendirmek üzere yerlerini almıştı. Pazartesi gününün bu başarısı üzerine perşembe akşamlarının da ailelere ayrılması kararlaştırıldı. Atraksiyonların da yer aldığı çarşamba ve cuma matineleri de bütün ailelerin randevu saatleri hâline geldi. Herkes gençlikten kaynaklanacak herhangi bir huzur bozucu ve saygısız davranışa izin verilmeyeceği bir ortamda sanatçıları izleyebileceğini ve dinleyebileceğini bilmektedir.”

(Gelecek yazımızda, Skating Palace’la ilgili dönem tanıklıkları ve mekânın içinde yer alan Winter Palace’ı anlatacağız.)

1. Mustafa Gökmen, Türk Sinema Tarihi, İstanbul 1989, s. 72. Behzat Üstdiken ise (Dünden Bugüne) İstanbul Ansiklopedisi’ne yazdığı “Cercle d'Orient” maddesinde (c. 2, s. 409) şunları söylüyor: “1882’de büyük çoğunluğunu Levanten, azınlık ya da yabancı uyrukluların oluşturduğu kişilerce Grand Rue de Pera (bugün İstiklal Caddesi) ile şimdiki adıyla Yeşilçam Sokağı’nın kesiştiği köşede Abraham Paşa’ya ait yeni yaptırılan büyük binada kuruldu.”

2. Cengiz Can, (Dünden Bugüne) İstanbul Ansiklopedisi, c. 2, s. 410.

3. Abraham Paşa hakkında ayrıntılı bilgi için bak. İstanbul Ansiklopedisi, c. 1, birinci baskı, İstanbul 1944, s. 122-123.

4. Said Duhani, Abdülhamid döneminde, kulübün kapıcısı M.O.’nun ve aynı yerde çalışan suç ortaklarının binanın kullanılmayan sarnıcına sakladıkları tahrip gücü yüksek iki bombanın patlamasının “kordiplomatiğin, kulübe sık gelip giden önemli yabancıların ve sırayla kulübe başkanlık eden İstanbul’daki sefirlerin ürkmelerine ve yılmalarına neden olduğu”nu yazar. Eski İnsanlar Eski Evler, İstanbul 1984, (2. B), s. 94.

5. Metin Evrentuğ, “Cercle d’Orient (Eki bir Cercle d’Orient üyesinin anlattıkları)”, TTOK Belleteni, Sayı 55/334 (Eylül-Ekim 1976), s. 17-18 (Röportaj yapılan İsmet Karadoğan 1882 doğumludur).

6. Gökhan Akçura, “Emek Sineması ve Cercle d’Orient Külliyesi”, Gramofon Çağı içinde, Om Yayınları, İstanbul 2002.

7. Binanın tapu kayıtlarına ulaşmak mümkün olmadı. Çeşitli tanıklıkların verdiği bilgiler de aynı yöndedir. Arditi ve ortağı Saltiel, bu mekânı büyük ihtimalle Abraham Paşa’nın ölümünden (1918) sonra vârislerinden almış olmalıdır. Arditi hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Gökhan Akçura, “İstanbul Emprezaryoları”, Bir Şehr-i İstanbul ki içinde, Oğlak Yayınları, İstanbul 2020.

8. Ruşen Eşref Ünaydın, Galatasaray ve Futbol-Hatıralar, İstanbul 1957, s. 134-135 (Bu kitabın dili sadeleştirilmiş yeni baskısını İzzeddin Çalışlar hazırlamıştır. Galatasaray ve Futbol, Ka Kitap, İstanbul 2014).

9. Kalem dergisinin 16 Eylül 1909 sayılı nüshasında Skating Palace’la ilgili şu ilan yer alıyor: “Beyoğlu’nda Doğruyol’da Serkldoryan’ın arkasında bu kere müceddeden [yeniden] inşa edilmiş olan Skatin Salonu emsaline cidden faik bir surette yapılmıştır. Her gün sabah ve öğle vakitleri ailelere ve akşamları umuma küşadedir [açıktır].” Kalem’in daha sonraki sayılarında da Skating Palace’la ilgili mizahi metinler ve karikatürler yer alıyor. Metin And, bu mekânın İstiklal Caddesi 140 numarada bulunduğunu ve 1911 yılında yapıldığını yazar. Kapısının da Halep Çarşısı’na açıldığını belirtir (?). (Meşrutiyet Döneminde Türk Tiyatrosu, Ankara 1971, s. 68.) 1912 yılına ait Annuaire Oriental, Skating Palace’ın adresini Yeşilçam Sokağı’nın o zamanki adı olan “Rue Deveaux, No. 9” olarak gösteriyor. 19. yüzyılın sonlarında burada Osmanlı Bankası Umum Müdürü Mösyö Deveaux’nun konağı ve bahçesi bulunmaktaydı. Sokağın ismi Monsieur Devaux’dan gelmektedir.

10. R.E. Ünaydın, age, s. 133.

11.The history of skating.”

12. Bu mekânda buz pateni yapıldığından söz eden yazılar: Vedat Tek, age, s. 73; Mustafa Gökmen, age, s. 27; Giovanni Scognamillo, Cadde-i Kebir'de Sinema, İstanbul 1991, s. 38; Burçak Evren, (Dünden Bugüne) İstanbul Ansiklopedisi, c. 3 s. 156.

13. Ruşen Eşref Ünaydın, Beyoğlu, Moda ve Bebek’teki Skating Palace’ları ayrıntılı olarak anlatıyor. Bkz. age, s. 135-139.

14. R.E. Ünaydın, age, s. 138-39.

15. Mehmet Yüce, Osmanlı Melekleri (Futbol Tarihimizin Kadim Devreleri), c. 1, İletişim Yayınları, İstanbul 2014, s. 261.

16. Balonun el ilanın metni için bkz. Said N. Duhani, Beyoğlu ..., s. 68. İlanda şöyle deniyor: “Skating Palace’ın o sevimli ve koskocaman salonu zengin biçimde süslenecektir.”

Beyoğlu, Gökhan Akçura, İstanbul, paten, Skating Palace