Google haritası yer işareti,
Google HQ, Palo Alto,
(fotoğraf: Steve Rhodes
[CC BY-NC-ND 2.0]) ve
Twitter logosuna modellik yapan
dağ mavi kuşu
(fotoğraf: Darren Kirby
[CC BY-SA 2.0]), kolaj: Manifold


Ockham’ın Bigudisi

0.

Ockham’ın Usturası bir problem çözme metodu. Aynı sorunu izah eden birden fazla varsayım kümesi varsa, en basitini seç demek. Örneğin, depremlerin nedeni olarak, uzaydan gelen yaratıkların volkanlardan içeri gidip yerin altında tepiştiklerini kabul ediyorsanız, Ockham’ın Usturası’yla bu varsayımları eleyip “yeraltında bir şeylerin tepiştiğine” indirgeyebilirsiniz. Zira bunların uzaydan gelmesi gerekmiyor, tektonik plakalar da olabilirler pekâlâ. Problemi çözmek için ilave varsayımlarla boğuşmaktansa, ekonomik davranıp en basit varsayımlara dayanmak gerek, Ockhamcılara göre.

Keşke hayat bu kadar basit olsa.

1.

Sol siyasetin son yıllarda düştüğü bu tuzak, karmaşık siyaseti basit ve ezber çözümlerle ele almaya itiyor bizi. Bu aslında ortodoks sol düşünce pratiğinden aşina olduğumuz bir yöntem. Ezberlenen kitaplardan, ezberlenen paragrafların tekrar tekrar yazılıp bozulması. Ama önemli bir fark var şimdi. Bu sefer sadece çözümler ezber değil, aynı zamanda çok basit ve, affınıza sığınıyorum, sıradan.

Türkiye’nin şu hâline bakıp sosyalist devrimin ancak endüstrileşmiş ülkelerde ortaya çıkabileceğini söylemek, örneğin, isim-şehir-hayvan oynamaktan farklı bir entelektüel çaba değil. Keza, ezilenlerin diğer ezilenlerin hâlini anlayacağı için, misal Barış Akademisyenleri’nin ardında, inanılmaz bir siyasal İslamcı destek olacağını öngörmek de kâğıttan uçak yapmaktan farksız.

İnsanların, emekçilerin, maaşlarının bilmem kaç katı para verip pahalı telefonlar aldığı bir dünyada bu çözümler işe yaramıyor.1 Bunu Demirtaş da söylese böyle, Corbyn de, Sanders da.

Sol siyasetin ve fikriyatın neden bu hâle geldiği, bu satırların yazarını aşan bir konu. Fakat, bu yazıda meselenin ince bir noktasına eğileceğim. Teknolojinin ve internetin bu aşamaya geldiği bir dünyada bile insanlar neden eski doktrinleri revize etmekle yetiniyor? Ockham’ın usturasını kullanıyor olsam, doktrinci neslin hâlâ cep telefonlarını doğru düzgün kullanamamalarına değinir ve olayı çözerdim. Ama bu yazıda Ockham’ın bigudisini kullanacağım, meseleyi kıvırcık kıvırcık karıştıracağım, detaylandırmaya çalışacağım.

2.

Basitleştire basitleştire konunun özünü kaçırdığımız konulardan üç tanesini ele alacağım bu yazıda: Uber, Google ve Twitter.2

Uber meselesini, sarı taksicilerin hâli, prekarya ekonomisi veya yolcu konforu gibi kriterlere bağlı ele almak bu basitleştirmenin güzel bir örneği. Zira, Uber meselesinin ‘asıl’ odak noktası, toplumcu siyaseti, küçük burjuva bireyciliğiyle takas etmesidir. Toplu taşımayı medenileştirmek, insanileştirmek ve modernleştirmek yerine, bireyci prekaryayı ilerletmektir bu. Açıklaması basit: Toplu taşıma yerine, trafiğe daha fazla otomobil sokmakla trafik sorununu çözmek mümkün olamaz.

‘Ockhamizm’in kapitalizme bulanmış hâli, konuyu ‘totoş’umuzun arabadaki rahatına indirgiyor, metrobüse insani bir alternatif bulma çabasına ya da kentleri nasıl tasarladığımızı tartışmaya değil. Zira gerçekler ortada, Beylikdüzü’ndeki evinizden Kadıköy’e Uber’le gidip gelecek para kimde var? Ya da çoğumuz Beylikdüzü’nden Kadıköy’e Uber’le gitmeye çalışsak, hangi birimiz zamanında yetişebiliriz işimize gücümüze?

Google meselesinde de işler benzer. Google’ı dijital mahremiyet, tekelcilik ve küresel piyasadaki hakimiyeti üzerinden eleştirmek de meselenin epistemik boyutunu es geçer. Zira, sağladığı çoğu ücretsiz hizmete rağmen, bir şirketin nasıl bu kadar zengin olduğu sorusuyla debelenmek, gereğinden basit bir soruna gereğinden fazla zaman harcamaktır. Öte yandan Google’ı tehdit hâline getiren nasıl para kazandığı değil, bilgiyi nasıl işlediğimizi, bilgiye nasıl ulaştığımızı şekillendirmesidir —düşünce tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde hatta. Çünkü, sınırsız bilgiyi birkaç sözcükle sınıflandırma ve kategorize etme misyonu, bir şirkete, kapalı kapılar ardındaki insanların aklına bırakılamayacak kadar önemlidir. Bunun çözümü de açık. Açık kaynak kodlu, herkese açık bir arama motoru. Arama motorlarının wiki’si.

Twitter meselesi de farklı değil. Zira, Twitter şebekesini kullanabilmek için, mikro-mesajlar yazıp diğer hesapları takip edebilmek için illaki Twitter’dan hesap açma zorunluluğu da benzeri dogmatik ve kapitalist stratejinin bir ürünüdür. Twitter’ı sadece sosyal hayatımızı daraltan ve depresyona sokan bir ürün olarak görmek de meseleyi daraltmak, hatta ürkütücü ve şüpheci bir şekilde daraltmaktır. Zira, çoğunluk için Twitter artık başlıca haber alma platformu hâline geliyor, bu da beraberinde yalan haberler ve abartılı yurttaş gazeteciliği gibi riskleri getiriyor. Hikâye burada da bitmiyor, Twitter artık direnişin örgütlenme platformu da oluyor.3 Ancak, hangi matematik formülüyledir bu iş bilemiyorum ama, bu direniş organizasyonları kısa süre içinde tamamen yok oluyor. Çünkü, Twitter orta ya da uzun vadeli bir örgütlenme aracı olmaya uygun değil, Wall Street işgalinde gördük bunu. Örgütlenme aracılığıyla kullanıldığında da manipülasyona çok açık, Trump’ın seçilmesini buna bağlayanlar az değil. Bunun çözümü de basit. Twitter şebekesini, email şebekesi gibi açık ve çok şirketli hâle getirmek. Şu bu internet sitesinden alabileceğiniz kullanıcı adlarıyla, Twitter dahil her mikro-blog sitesine bağlanabilmek, o sitelerdeki kullanıcıları takip edebilmek. Nasıl Gmail’den alınma bir email’i olan birine email gönderebilmek için illaki Gmail adresiniz olması gerekmiyorsa, aynı yöntem Twitter benzeri mikro-bloglara da uygulanmalıdır.

3.

Modern kapitalizmin ne olduğunu anlamanın en ilginç yollarından biri, kapitalizmin şu anda sahip olduğumuz internet ve bilişim teknolojilerini ne kadar, ama gerçekten ne kadar kısıtladığını incelemektir. Bu büyük beyin gücüne, emek kuvvetine ve işlemci kapasitesine rağmen, hâlâ on yıl öncenin teknolojilerini milim milim ilerleterek kullanıyoruz. Zira ne Google, ne Uber ne de Twitter kartellerini kaybetmek istiyor. Bu karteller artık sadece ticari değil: Epistemik, kent kültürüne dair ve hatta toplum mühendisliğine dair problemlerle uğraşmak zorundayız şimdi.

Vadesi geçmiş sol doktrinlerin basitleştire basitleştire sıradanlaştırdığı ‘Büyük Teknoloji’ye yaklaşımımız, anlattığım örneklerle, iki büyük soruna yol açıyor. Ne teknolojinin gideceği yeri toplum olarak kontrol edebiliyoruz, ne de teknolojinin gerçek hızıyla ilerleyip toplumcu bir şekilde tabana yayılmasını sağlayabiliyoruz.

Çözüm de internete dair karar alma mekanizmalarını ticari sırlar, telifler ve patentlerle daraltmak değil, aksine halka ve tabana açmaktır.

1. Can Başkent ve Murat Altun, “Dolar dört lira iken neden cep telefonlarına bu kadar çok para veriyoruz?”, Manifold, 04 Nisan 2018.

2. Can Başkent ve Murat Altun, “Uber’in neden toplumcu alternatifi yok?”, Manifold, 01 Haziran 2018.

3. Zeynep Tüfekçi’nin çalışmasını eleştirmek bu aşamada gereksiz belki. Zira Twitter üzerinden örgütlenen Ortadoğu direnişinde imrenilecek bir şey göremiyorum. Keza, Tüfekçi ve benzerleri Tunus’tan Suriye’ye ve hatta Türkiye’ye yayılan reaktif eylemlerde devrimci ve reformist bir boyut görüyorlar. Ben görmüyorum, hiçbir zaman da görmedim. Dahası hâlâ elimizde Twitter üzerinden örgütlenen sosyal direnişin orta ve uzun vadede başarıya ulaştığına dair bir kanıt yok —tüm hayalperest romantizmimize rağmen yok. Tüfekçi’nin bahsettiğim çalışması, Yale Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan Twitter and Tear Gas.

bilgi, büyük veri, Can Başkent, Google, internet, teknoloji, Twitter, Uber