“Bandersnatch”in Modernist Mekânları

Netflix’te 28 Aralık 2018’de yayımlanan, seveni bol Black Mirror’ın son üretimi “Bandersnatch”, izleyiciyi interaktif olarak içine alan, hikâye gelişiminin sunulan seçeneklerle yönlendirilebileceği, choose your own adventure tarzı bir film. Konusu kanımca diğer bölümlere göre biraz zayıf olsa da, görsel olarak epey keyif verici bir deneyim. Son yıllarda bir hayli popülerleşen brütalist ve modernist yapıları mekân olarak kullanma eğilimine bir örnek “Bandersnatch”. Prodüksiyon ekibi bu mimarlığı sevenlere tanıdık gelecek yapıları tercih etmiş. İngiliz modernist ve özellikle savaş sonrası brütalist mimarlığının basmakalıp özelliği olarak görülen ve Black Mirror’ın ana damarı olan kasvet hissi bu mekânları seçmeyi epey kolaylaştırmıştır. Ana karakter Stefan Butler ve babasının yaşadığı müstakil ev, Stefan’ın gittiği psikiyatristin ofisi Saint Juniper Kliniği, oyun ve kitap satın alınan mağazanın bulunduğu kamusal alışveriş meydanı, Stefan’ın oyun fikrini anlattığı Tuckersoft firmasının ofis binası ve bir diğer oyun yazarı Colin Ritman’ın dairesi benim dikkatimi çeken mekânlar oldu. Bahsedeceğim yapılar, müstakil ev dışında Londra’da yer alıyor, ev ise Londra’nın bitişiğinde bulunuyor. Film aslında Croydon ilçesi civarında çekilmiş, filmde tabii adı geçmiyor. Yer isimleri, otobüs durak isimleri gibi detaylar filmin kurgusal bir şehirde, ya da Black Mirror çoklu evrenindeki Croydon’da geçtiğini gösteriyor.

Finsbury Sağlık Merkezi
(Psikiyatristin ofisi, Saint Juniper Tıp Merkezi)

Finsbury Health Centre’ın 1938’deki hâli, fotoğraf: Maltby,
kaynak: The Twentieth Century Society
Stefan’ın psikiyatristiyle görüştüğü
Saint Juniper Tıp Merkezi,
Black Mirror, “Bandersnatch”, ekran görüntüsü, 2018

Bu yapı Islington, Londra’da bulunan, Berthold Lubetkin/Tecton Mimarlık tarafından 1935–38’de tasarlanan hayli ‘idealist’ bir sağlık merkezi. John Allan’a göre “modern mimarlığın 20. yüzyılın ilk yarısında İngiltere’de gerçekleştirdiği en önemli başarısı.”1 Birinci derece önemde bir bina olarak İngiltere Milli Miras Listesi’ne alınan bu yapı, 30’larda nüfusu fazla kalabalık olan ve bu nüfusun çoğunluğunun gecekondularda yaşadığı Finsbury mahallesindeki ve genelde İngiltere’deki salgın hastalıklara sağlık hizmeti verilmesine mimari tasarım ile nasıl yön verildiğinin çok başarılı bir örneği.2 Ayrıca, sağlık hizmetlerinin şehirde dağınık olarak bulunduğu bir dönemde bütün hizmetleri tek bir binada toplayan sağlık mimarisinin ilk örneklerinden. Dönemine göre epey yenilikçi bir anlayışla tasarlanan ve modernist akımın rasyonel bakış açısının plan ve işlev düzenine yansıdığı yapı Lubetkin’in toplumsal görüşleri doğrultusunda, onun konstrüktivist eğitimini de gösteren bir yaklaşımla inşa edilmiş. Finsbury Sağlık Merkezi’nin, şu an devlet tarafından yeterli bütçe ayrılmadığı için özelleştirilme tehlikesi altında bulunan kamusal sağlık hizmeti National Health Service’in [Milli Sağlık Servisi] öncüsü olduğu bile söylenebilir.

H şeklinde bir plana sahip iki katlı bu sağlık biriminin muayene odaları, yapının kanatlarında ve hastaların merdiven çıkmasını önlemek için zemin katta konumlanmış.3 Açılmış iki kola benzeyen formuyla hastayı karşılarken, açılı iç cepheleri ve kanatların yerleşimiyle muayene odalarında doğal ışığa erişimi artırıyor. Betonarme yapının ön cephesindeki cam tuğla kullanımı, giriş holü / bekleme alanında da aydınlık bir ortam oluşturuyor ve hastane ile kliniklerin doğal ışıktan yoksun, basık ve ürkütücü hâlinden uzak, kullanıcıyı rahatlatarak karşılayan ferah bir mekân hâline geliyor.

Doğal ışık tasarım ilkesini gösteren
bir karikatür, Gordon Cullen,
kaynak: Save Finsbury Health Centre

Trellick Tower (Colin Ritman’ın Dairesi)

Trellick Tower, Black Mirror, “Bandersnatch”, ekran görüntüsü, 2018

Brütalist mimarlık sevenler arasında popüler olan Trellick Tower, ikinci derece önemde koruma listesine alınmış bir konut projesi. Kensal Town, Londra’da bulunan, Ernő Goldfinger tasarımı bu toplu konut projesi 1972’de kullanıma açılmış. 31 katlı bu yapıya ek olarak yine aynı servis kulesine bağlı, içinde mağaza ve benzeri dükkânların yer aldığı 7 katlı bir bina da var. Tamamlandığı tarih, sosyal konut projelerinin artık olumsuz algılandığı bir döneme denk geliyor. Bu proje, dönemin sosyal konutlarına yönelik suç, uyuşturucu kullanımı, vandalizm, bakımsızlık gibi genel basmakalıp yargıların etkisinde kalmış ve “Terör Kulesi” olarak anılmış. Ama 90’lardan sonra bu yaftadan sıyrılıp halk tarafından tercih edilen bir mekân hâline gelmiş.4 En güzeli ise, modernist ilkeleri hayata geçiren bu konut tasarımının büyük oranda hâlâ sosyal konut olarak kullanılması.

Trellick Tower,
fotoğraf: Duncan C (CC BY-NC 2.0)

Poplar’da bulunan yaşça büyük kardeşi Balfron Tower ile benzer bir tasarıma sahip bu binanın ana özelliklerinden birisi, dolaşım ve servis alanlarının dairelerden ayrı bir kulede çözülmüş olması. Kat planında yer kaplayan bu dolaşım ünitelerinin yokluğu sayesinde hem daha ferah hem de daha çok sayıda dairenin ortaya çıkması mümkün olmuş. Betonun kullanımı ve sahip olduğu renk/doku, cephedeki açıklık/kapalılık oranları, konsol balkonlar, yatay düşey elemanlar ile oluşan hareketlilik ve binanın bütününün heybeti, sinemada bu yapının sıklıkla tercih edilmesini sağlıyor.

Kitty balkonda, Black Mirror, “Bandersnatch”, ekran görüntüsü, 2018

No. 1 Croydon / NLA Tower (Tuckersoft Ofisi)

Stefan Tuckersoft Binası’nın
görkemini özümsüyor,
Black Mirror, “Bandersnatch”, ekran görüntüsü, 2018

İngilizlerin çok sevdiği gökdelenlere isim takma sevdasından payını alan yapı, 50p Binası (50 pence’lik bozuk parayı andırdığı için) ya da Düğün Pastası [The Wedding Cake] olarak tanınıyor. Londra’nın merkezinde bulunan Centre Point’in de mimarı olan Richard Seifert tarafından 1970’de tamamlanan 24 katlı bu ofis binası, filmde Tuckersoft oyun geliştirme firmasının ofislerinin bulunduğu mekân olarak kullanılmış. Doğu Croydon İstasyonu’nun hemen yanında bulunan bu modernist ofis binası, girintili çıkıntılı cephesi ve keskin hatlarıyla alışılandan hayli farklı ve görsel olarak keyif verici. Mimarı dik açılardan pek hoşlanmadığı için sekizgen kat planına sahip, her kat diğerine 45 derece açıyla bindirilmiş ve dıştan okunan konsollar oluşturan tasarımıyla etkileyici bir görünüm edinmiş. Bu betonarme yapının iç mekânları sık kolonlarla bölünmediği için günümüzde popüler olan açık plan ofis yerleşimine de elverişli. Günümüzde şehir merkezinde anıtsal bir varlığı var.

No. 1 Croydon,
fotoğraf: diamond geezer
(CC BY-NC-ND 2.0)

Sugden House (Stefan Butler’ın Evi)

Stefan’ın evi, Black Mirror,
“Bandersnatch”, ekran görüntüsü, 2018

Sugden House, 2017’de yıkımına başlanan toplu konut projesi Robin Hood Gardens’ın mimarları olarak bilinen Alison ve Peter Smithson’ın bir konut tasarımı. Watford, Hertfordshire’da yer alıyor ve 1956’da uygulanmış. 2012’de ikinci derece önemde korunması gereken bina olarak kayıt altına alınmış. Derek ve Jean Sugden için ve kısmen onlarla beraber tasarlanan bu müstakil ev, müşterinin “basit bir ev, sıradan bir ev, ama bu radikal bir ev olmasını engellememeli”5 dileğiyle şekillenmiş. Brüt betonarme kirişler, Londra tuğlaları ile örülmüş duvarlar ve çam döşeme kirişleriyle minimal ama etkili bir tasarıma sahip. Giriş kotunda açık plan yaşama alanı, geniş cam açıklıklar sayesinde doğal ışıkla dolu bir mekân. Üst katta yatak odaları bulunuyor ve bahçeye bakan cephedeki ters L biçimindeki pencereler dikkat çekiyor. Mekânda çatının eğimi de okunuyor. İç mekândaki kot hareketleri, mekânı işlevlerine göre bölüyor ve çeşitlilik yaratıyor. Büyük bir açık yeşil alan da yaşam kalitesini yükseltiyor.

Sugden House yaşam alanı,
kaynak: The Modern House

Bu özel müstakil evin “Bandersnatch”te kullanılması ilginç. Üst orta sınıf, iyi durumda bir ailenin sahip olabileceği bir yapı gibi duruyor. Belki bu şekilde Stefan’ın oyunlarla ve oyun tasarımıyla kafayı bozmuş olması veya terapiye gidebilmesinin inandırıcı olabileceği, ya da program and control projesi altında devlet tarafından atanmış bir evde yaşıyor olabileceği düşünülebilir. Bir yandan da ferah, düzenli ve sakin bir ortam izlenimi veren bu evde yaşayan Stefan’ın, mekâna zıt olarak bir sinirsel çöküntü yaşaması (ya da izleyici tarafından yaşatılması) da yapımcılara etkileyici gelmiş olabilir.

St. George’s Walk (Alışveriş Mekânı)

St. George’s Walk, kaynak: Google Earth

St. George’s Walk, 1964’te Ronald Ward & Partners tarafından tasarlanmış, Croydon’un merkezinde yer alan, üstü yarı kapalı bir alışveriş alanı / kamusal alan. Uzmanlar, Croydon’da 60’larda gerçekleşmiş hatalı kentsel dönüşümün planlama konusunda yetersiz kaldığını ve inşa edilen gökdelenlerin / yüksek ofis binalarının her yere serpiştirildiğini, bunun sonucunda zemin kottaki mekân deneyiminin kalitesizleştiğini söylüyor. Sadece bir ticari merkez olarak inşa edilmiş ilçe merkezi, orada yaşayanları göz ardı ediyor. Bütün şehri ele almayan, parça odaklı bir tasarım anlayışının sürdürülebilir olmaması çok normal. Günümüzde bölge ‘boş beton kanyonlar’ ile kaplı. Bu kanyonlardan biri de St. George’s Walk. Bakınca pek de özelliği olmayan, ince beton bir döşemeyle örtülü, tek tarafı ışıklıkla tamamen kapatılmış, filmde gözüken tarafı yarı açık ve peyzaj elemanlarıyla doldurulmuş bir alan. Güncel olarak aktif kullanılmıyor, mekânda kapalı dükkânlar çoğunlukta; yakın bir zamanda da dükkânların yıkımına başlanacağı söyleniyor. Bu alan “Bandersnatch”te —her ne kadar 80’leştirilmiş de olsa— dikkat edildiğinde kullanıcıyla mekân arasındaki güncel kopukluğu seyirciye hissettiriyor. Zaten olay kurgusuna da pek bir etkisi yok, bir vitrin, konu edilen oyunların satıldığı ya da Stefan’ın plak ve kitap almak için gittiği bir yer olmaktan ibaret.

Black Mirror evreninde St. George’s Walk, “Bandersnatch”, ekran görüntüsü, 2018

1. Allan, John. 100 Buildings in 100 Years. “1938: Finsbury Health Centre, London”. The Twentieth Century Society. Yazarın çevirisi: “modern architecture’s most important single achievement in England in the first half of the 20th century.”

2. Darling, Elisabeth. (2007). Re-forming Britain: Narratives of Modernity Before Reconstruction. Londra: Routledge. s. 71–80.

3. Cherry, B. ve Pevsner, N. (1998). Pevsner Architectural Guides: The Buildings of England, London 4: North. New Haven, Conn.: Yale University Press, s. 609–611.

4. Durumun nasıl değiştiğine dair güzel bir makale: “How did this become the height of fashion?

5. Webster, H. (1997). Modernism Without Rhetoric: Essays on the Work of Alison and Peter Smithson. Londra: Academy Editions.

Black Mirror, brütalizm, kentsel dönüşüm, Londra, mimarlık, Serra Aşkın