PLAYLIST:
Eylül ve Kurt Weill

Eylül geldi.

“—Buna sonbahar demişler!.. Bu kadar güzellik ve sıcaklık verdikten sonra Eylülden daha ne beklenir? Malum ya, Eylül hüzün ve yas ayıdır.
Bu söz üzerine Suad’a, hayatının bu çağı, ömrünün, kadınlığının Eylülü gibi geldi. Eylül!.. Öyle bir ay ki, geçen her güzel günü için ona minnettar olmak gerekir. Eylül üzüntü ve hasret ayıdır, içine birkaç günlük kış saldırısından acı düştüğü için, insan o güzel havaların, yazın geçtiğini anlayıp üzüntü ve hasret çeker…” 
Eylül, Mehmet Rauf

Meraklısı için notlar:

#1
“September Song”, Lou Reed, Lost in the Stars: The Music of Kurt Weill, 1985

Kurt Weill’ın ABD döneminden, 1938 tarihli Knickerbocker Holiday isimli Broadway müzikalinden. Roosevelt’in New Deal rejimini kooperatizmle ilişkilendiren, hayli siyasi bir alegori olan oyunun ve hâliyle şarkının sözlerinin yazarı Maxwell Anderson. Lou Reed kaydı ise, bir tribute albüm olan Lost in the Stars: The Music of Kurt Weil’dan. Lou Reed, Eylül’e ve Weill’a başlamak için iyi bir ses.

#2
“The Ballad of the Soldier’s Wife”, Marianne Faithfull, 20th Century Blues, 1996

Bertolt Brecht’in 1942 yılı Mart ayında yayımlanan “Und Was Bekam des Soldaten Weib” [Ve Askerin Kadını Ne Aldı] başlıklı ünlü savaş karşıtı şiirinin Kurt Weill tarafından bestelenmiş hâli. Marianne Faithfull, piyanist Paul Treublood eşliğinde. Paris, New Morning kulübünde canlı kayıt. Faithfull, Weill ve Brecht ikilisi için ideal yorumculardan.

#3
“Surabaya Johnny”, Teresa Stratas, Stratas Sings Weill, 1986

İlk kez 1929 yılında Berlin’de sahnelenen Happy End müzikalinden. Oyun metni Elisabeth Hauptmann’a ait, şarkı sözleri ise Brecht’in. Alban Berg’in “Lulu”su ile ünlenmiş, 20. yüzyılın önemli sopranolarından Teresa Stratas’ın en iyi albümlerinden birinden, belki de bugüne kadar yapılmış en iyi “Surabaya Johnny” kaydı. Stratas performansını, Brecht havlaması adını verdiği ve sahnede oyuncuların genellikle tercih ettiği şarkı söyleme biçiminin yerine, Kurt Weill’ın öngördüğü tiz perde üzerine kurduğunu söylüyor.

#4
“My Ship”, Miles Davis with Gil Evans, Miles Ahead, 1957

Broadway müzikali Lady in the Dark’tan bir şarkı, sözler Ira Gershwin’in. Miles Davis versiyonu hâliyle enstrümantal. 1950’lerin sonunda birkaç albüm sürecek Evans-Davis ortaklığının ürünlerinden biri Miles Ahead. Miles Davis albümlerinin genel havasının tersine, Gil Evans tarafından aşırı düzenlenmiş ve cilalanmış albümde Davis, 11 kişilik bir grubun önünde trompet değil, flugelhorn çalıyor. Kesinlikle Miles Davis’in en iyilerinden olmayan bir albümden, kesinlikle en iyilerinden bir Davis kaydı.

#5
“September Song”, Chet Baker, Chet, 1959

Kolaylıkla melodrama kaçan yorumlarıyla bilinen Baker’dan, yine hayli melodramatik bir “September Song” versiyonu; yine de —pek Weill’a değilse de— Eylül’e uygun. Albümde çalan Paul Chambers (bas), Bill Evans (piyano) ve Philly Joe Jones (davul), aynı dönemde Miles Davis’le çalıyorlar. Belki de kendisinde hiç melodram eğilimi olmadığı için Chet Baker’dan hazzetmeyen Davis’in, ritim üçlüsünün Baker ile çalmasına da pek yakışık almayacak sözlerle tepki verdiği, otobiyografisinden biliniyor.

#6
“September Song”, Bryan Ferry, As Time Goes By, 1999

Roxy Music günlerinden beri bir tür camp estetik üreten Bryan Ferry’den vasat bir albüm. Albümün en başarılı kaydı, —artık Eylül’ün mü Kurt Weill’ın mı büyüsü belirsiz— yine “September Song.”

#7
“Alabama Song”, The Doors, Absolutely Live, 1970

Yine Brecht, İngilizce çeviri ise 1925 yılında Elisabeth Hauptmann tarafından yapılıyor. Weill 1927 yılında, Mahagony başlıklı şarkılı oyun için besteliyor. Daha sonra Brecht-Weill ikilisinin deneysel epik operası Aufstieg und Fall der Stadt Mahagony [Mahagony Kentinin Yükseliş ve Düşüşü] içinde yeniden kullanılıyor. The Doors şarkıyı 1966 yılında yayınlanan ilk albümleri için kaydediyor, ne var ki Manifold 1970 yılı konser versiyonunu daha çok seviyor. Jim Morrison’un da, Brecht-Weill’a uygun bir malzemeye sahip olduğu kesin.

#8
“Complainte de la Seine”, Marianne Faithfull, 20th Century Blues, 1996

Kurt Weill’ın Almanya’yı terk ettikten sonra ABD’ye geçmeden bir süre kaldığı Paris’te, kabare şarkıcısı ve oyuncusu Lys Gauty’nin siparişi üzerine yazdığı şarkı. Şarkının sözleri, son derece karanlık ve ilginç romancı, şair ve oyun yazarı Maurice Magre’ın Paris hakkında daha da karanlık şiiri. 20. yüzyılın trajik tarihinin parçası hayatları ve üretimleri bugün pek hatırlanmayan Gauty, Magre ve Weill’ın hayaletleri Faithfull’un kırık sesinde yerlerini buluyor.

#9
“September Song”, Ella Fitzgerald, Let No Man Write My Epitaph, 1960

“Hiçbir erkek mezar taşımın kitabesini yazmasın.” Ella Fitzgerald söylüyorsa fena hâlde ciddiye almak gerekiyor. Eleştirmenlerin uzun süren ve kimbilir hangi önyargıdan kaynaklanan, Fitzgerald’ın şarkıların dramatik derinliğini veremediği yargısını kıran albüm. Piyanist Paul Smith eşlik ediyor ve en iyi Ella Fitzgerald albümlerinden.

#10
“September Song”, Dizzy Gillespie, Dizzy Gillespie’s Big4, 1975

Dizzy Gillespie’nin geç dönem iyi albümlerinden. Gitarda Joe Pass, basta Ray Brown ve davulda Mickey Roker var.

#11
“What Keeps Mankind Alive”, Tom Waits, Orphans: Brawlers, Bawlers & Bastards, 2006

Elisabeth Hauptmann ile Bertolt Brecht’in bir 18. yüzyıl şarkılı oyunu olan The Beggar’s Opera’dan uyarladıkları ve 1928 yılında Berlin’de sahnelenen şarkılı oyun Die Dreigroschenoper’den [Üç Kuruşluk Opera]. Brecht’in şarkı sözleri sıradan insanın hayat konforunun nasıl sağlandığını soruyor: “Denn Wovon Lebt der Mensch” [O Hâlde İnsan Neyle Yaşar]. Yetimler, Tom Waits’in daha önce kaydedilmiş ama kıyıda köşede kalmış yirmi dört eski ve otuz yeni kaydından oluşuyor. Albümdeki müzikleri, tıpkı yetimler gibi, üçe ayırıyor Waits: kavgacılar, zırlaklar ve fırlamalar. Tom Waits, Brecht ve Weill’ın sorusuna en uygun güncel seslerden birisi.

#12
“Drowned Girl”, David Bowie, Baal, 1982

Baal, 20 yaşındaki Brecht’in yazdığı ve yine kendisinin bestelediği dört şarkıyı da içeren ilk lirik sahne oyunu. “Drowned Girl” ise, Weill’ın yine Brecht’in şiirlerinden tenor, bariton, üç erkek sesinden oluşan koro ve orkestra için bestelediği das Berliner Requiem’inden; BBC’nin Baal prodüksiyonuna Bowie tarafından ekleniyor. Baal Bowie’nin en iyi sahne/film işlerinden kabul ediliyor.

#13
“September Song”, Patricia Kaas, Kabaret, 2008

Listedeki diğer müzisyenlere hayli mesafeli bir isim Patricia Kaas. Onun 1930’lar Weimar Almanya’sına şapka çıkaran albümü Kabaret’te yer alan “September Song”, Suad’ın Eylül’ü gibi: “… insan o güzel havaların, yazın geçtiğini anlayıp üzüntü ve hasret çeker…” Ama hasret ve üzüntü o günleri geri getirmeye yetmiyor; tıpkı Kaas’ın albümü gibi.

#14
“Surabaya Johnny”, Anıl Altıntaş, What If You Haven't Heard Yet, 2011

Henüz Manifold’un yeterince tanımadığı bir müzisyen, çalışacak fırsatımız da olmadı. Ama, Brecht, Weill, Almanya, Almanca, Almanya’da Türkiyeliler, Gastarbeiter vesaire düşünce akla, playlist’e ekleme fikri hoş geldi; kaldı ki sakin, iddiasız ve iyi bir yorum.

#15
“Youkali”, Music for a While, Weill Variations, 2007

“Youkali”, Weill’ın Paris yılları ürünlerinden biri. Jacques Deval’in şarkılı oyunu Marie Galante için 1934 yılında yazılmış bir tango habenera. Oyun başarısız olur ve çok az sahnelenir. Ne var ki, savaş sırasında Lys Gauty’nin performansı şarkıyı Fransız direnişinin marşı hâline getirir. Norveçli kabare şarkıcısı Tora Augestad ve grubu Music for a While’ın yorumu, Weill’ın kabare anlayışına yakın, derinlikli ve fakat yeterince güncel.

#16
“Mack the Knife”, Nick Cave, September Songs: The Music of Kurt Weill, 1994

The September Song: The Music of Kurt Weill, Larry Weinstein’ın yönettiği ve çeşitli müzisyenlerin terk edilmiş bir depoda Kurt Weill bestelerini icra ettikleri bir video. Üç Kuruşluk Opera’nın hemen başında yer alan ve bir gezgin sokak şarkıcısının icra ettiği “Mack the Knife”ın Almanca adı “die Moritat von Mackie Messer.” Ortaçağda gezgin sokak şarkıcılarının icra ettiği moritat’lar, kötü ruhlu katillerin korkunç hikâyelerini anlatırdı; İngilizcesi murder ballad. Modern bir karşı-kahraman olan “Sustalı Mack”in hikâyesine Nick Cave’den uygun bir müzisyen bulmak kolay olmasa gerek.

#17
“September Song”, James Brown, Soul on Top, 1970

“Hüzün ve yas ayı” Eylül’ün, her şeye rağmen sadece hüzün ve yastan ibaret olmayabileceğini, kentli-siyah müziğin kahramanı James Brown hatırlatıyor. Brown olağanüstü enerjisiyle, Eylül’ü başka bir şeye dönüştürüyor.

{fold içindeki fotoğraf: Kurt Weill}

Bülent Tanju, Kurt Weill, müzik, Playlist