“Kentsel Mekânda Bedenler”,
Willi Dorner, Budapeşte, 2019,
fotoğraflar: Tuba Doğu
Kentsel Mekânda Anonim Bedenler

Tuna Nehri, Buda ve Peşte’yi birbirinden ayıradursun, iki yakayı birleştiren Özgürlük Köprüsü üzerinde insanı büyüleyen manzaraya dalmış yürürken, az ileride köprünün yeşile boyalı çelik strüktürüne tırmanmış ve tepesinde öylece dolanıp asılı kalmış hareketsiz insan bedenlerine gözüm ilişiyor. Yanıma dönüp Budapeşte’nin kamusal mekânlarında uzun yıllardır sanat festivali düzenleyen Fanni Nánay’a1 soruyorum: “Bir yandan parlak ve renkli kıyafetlere bürünerek görünürlüklerinin altını çizen, öte yandan kafalarına bere ve kapüşon geçirerek gizliliğe bürünen bu bedenler nasıl bir sanatsal eylem içerisindeler?”

Tanık olduğumuz, Avusturyalı sanatçı Willi Dorner’in on yılı aşkındır dünya genelinde yüzden fazla kentte yürüttüğü ve Ablak a Bartókra Festivali2 kapsamında Budapeşte’yi ziyaret eden “Kentsel Mekânda Bedenler” projesine ait bir prova kesiti. Kamusal alanda yaratıcı pratik olarak nitelendirebileceğimiz bu sanatsal performans, Bartók mahallesinin tercihen az uğranan arka sokaklarının dahil edildiği bir rota üzerinde yer alan farklı durak noktalarına dokunarak ilerliyor. Etkinliği duyup gelen kentliler, o esnada şans eseri oradan geçerken dahil olan seyirciler ve mahalle sakinleri bir yandan performansı izlerken, diğer yandan da nihai kullanıcısı oldukları kentin bilinmeyen kenar ve köşelerini belki de daha önce hiç fark etmedikleri yönleriyle keşfetme imkânına kavuşuyorlar. Bir anlamda kent, salt arka plana ötelenmiş edilgen bir kentsel sahneden çıkarak, kamusal performansı kucaklayan ve kucaklarken insan bedeninin biçim ve sınırlarını zorlayan, keşfedilmeye açık etken bir mecraya dönüşüyor. Diğer anlamda ise, Nicolas Bourriaud’un literatüre kazandırdığı ilişkisel estetik kavramını,3 performansı gerçekleştiren sanatçılar ile mimarlığın tektonik ögeleri arasında kurulan bir ilişkisel estetik boyutuna taşıyor.

Peki, kentsel mekânın gündelik hayatta kullanıcıya empoze ettiği alışageldik kullanım biçimlerinin ötesinde bir arayış ne gibi anlamlar içermekte? Ya da Dorner’in ifadesiyle, kentsel ölçekteki mimari mekânlar üzerinden bu arayışı bedenimizle algılayabilir ve görsel olanın yanı sıra tüm duyularımızla kavrayabilir miyiz?4 Performans esnasında ilgi her ne kadar insanın fiziksel ve psikolojik kapasitesini test eden, ergonominin sınırlarını zorlayan bedenlerin sunduğu görsel şölen üzerine kurgulanmış olsa da, takip edilen rota boyunca algının sanatçı bedenlerinden kent mekânına sıçramasını da kaçınılmaz kılmakta. Şüphesiz ki proje kentsel hayata geçici sanatsal müdahalelerde bulunurken, içinde bulunduğumuz çevrenin getirdiği keskin bir düzen anlayışının da kapılarını kalıcı olarak aralıyor. Bedenler, bazen yaya ve araç yolu arasındaki sınırları koyan lineer ayırıcı elemanlara sarmalanıp heykelimsi bir ifadeyle mevcut bir koşullanmışlığı görünür kılar ya da yanından sıklıkla geçip gittiğimiz fakat farkına varmadığımız boşlukları örterek ‘artık’ hacimlere vurgu yaparken, bazen de tasarlanmış mekânsal boşlukların içine sızarak bu boşlukların ölçeğini görünür kılıyor.

Kamusal performans, tam da bu noktada insan ölçeğinin planlama, mimarlık ve tasarım disiplinlerine içkin hâlini yeniden sorgulamak için iyi bir fırsat tanıyor. Endüstriyel düzenin standardize ettiği, kentsel nesneler ve mimari elemanlar aracılığıyla Öklit düzleminde ölçülebilir bir fiziki çerçevede tasarlanmış mekânların ardındaki boşluklar insan bedenleriyle istiflenip dolduruluyor. Bu açıdan baktığımızda, Dorner’in projeyi geliştirdiği yıllarda Le Corbusier’in çalışmalarından ilham alması ve muhalif politik duruşu hiç de şaşırtıcı değil.5 Kimi zaman bir geçiş alanı olmaya namüsait, nesne ve yapı arasında tanımsız bir mesafeyi, kimi zamansa mekânı tanımlayan, strüktürel ya da fonksiyonel sebeplerle kullanılan tasarlanmış veya tasarlanmamış, bir nevi arada kalan görünür görünmez boşlukları bedenler aracılığı ile örtüp yeniden düzenliyor. Var olan düzende normatif hâle gelmiş bir beden mekân ilişkisi algısını, beklenmedik boşluklar içinde görmeye pek de alışkın olmadığımız akışkan ve esnek beden postürleriyle yeni bir algısal gerçeklik yaratarak kırıyor. Bu anlamda, kentsel mekânın farklı bir perspektiften yeniden deneyimlendiği çalışma, yalnızca boşlukların ölçeğine vurgu yapmakla kalmıyor, kentlinin yaşam ve hareket alanını da gözden geçirmemize imkân tanıyor.

Genişleyen kent çeperlerinde insan bedenine atfedilen alanın giderek daralması, iyi planlanmış ve tasarlanmış yapılı çevrenin yaşam standartlarına olan etkisinin bir ihtiyaçtan çok hak olduğunu ortaya seriyor. Artan nüfusla birlikte yoğunlaşan kentler günümüzde daha sıkışık bir hâl aladursun, “Kentsel Mekânda Bedenler” projesindeki performans sanatçılarının içinde bulunduğumuz kentsel çevrenin kullanıcıları olan bizlere atıfta bulunması kaçınılmaz. Başlarına geçirdikleri bere ve kapüşonlarla performans koreografilerinde çoğunlukla yüzlerini örterek kimliklerini gizleyen bedenler, kentteki anonim bedenler olan bizlere işaret ediyor.

Sahi, yaşadığımız kentte ne kadar alana sahibiz?

_
{fotoğraflar: Tuba Doğu}

1. Fanni Nánay, 2008’den bu yana kamusal alanda gerçekleşen sanat festivali PLACCC’ın kurucusudur. Metinde bahsi geçen çalışma, PLACCC işbirliği ile gerçekleşmiştir.

2. “Ablak a Bartókra”, Bartók Caddesi’ne açılan pencere anlamına gelmektedir. 30 Mayıs–2 Haziran 2019 tarihleri arasında gerçekleşen festival, Budapeşte'nin on birinci bölgesinin ana caddesi Bartók’un geçmişi, bugünü ve geleceğini araştırır.

3. Nicolas Bourriaud, ilişkisel estetik kavramını sanatçı ve izleyici arasında geçen işbirliği olarak açar. İzleyicinin katılımı ile gerçekleşen performanslar, sanatı sosyal etkileşim için bir araç hâline getirir. Metinde bahsi geçen performansta etkileşim, izleyicinin aksine sanatçının kentsel çevreye uyumladığı koreografisiyle gerçekleşmektedir. İlgilenenler için; N. Bourriaud. İlişkisel Estetik, çev. Saadet Özen, Bağlam Yayınları, 2005.

4. Pedro Leão ve Maria Neto, “Interview with Willi Dorner: Bodies in Urban Space”.

5. Ailidh Maclean, “Anonymous Bodies in Urban Utopia,” Metal Magazine, s. 128–135, 2016.

beden, kamusal alan, kent, performans, sanat, şehir, Tuba Doğu