Göteborg
Tasarım Festivali

22–27 Ekim tarihlerinde Göteborg Tasarım Festivali’nde bir atölye yönetmek ve programın geri kalanını takip etmek için İsveç’teydim. Bu etkinlik aslında Göteborg Üniversitesi’nin Tasarım ve Zanaat Yüksekokulu’nun [Högskolan för Design och Konsthantverk – HDK] bir önceki yıl üretilenleri sergilediği yılsonu sergisi Açık Hafta’nın [Open Week] genişlemiş hâli. Göteborg Tasarım Festivali’ni çoğu benzerinden ayıran şey ise etkinliğin üniversitenin bir etkinliği olarak kalmayıp, şehir tarafından da sahiplenilmiş olması. Etkinliğin duyuruları, gece geç bir saatte vardığım havalimanından şehre doğru otobüste giderken yoldaki reklam panolarında, kent merkezinde, duraklarda ve tramvay ve otobüslerin içinde…

Göteborg Tasarım Festivali
el ilanı, 2018

Göteborg kent merkezi yaklaşık beş yüz bin, yönetim alanı sekiz yüz bin insanı barındırıyor. Bu rakamlarla İsveç’in en büyük ikinci kenti burası. Ülkenin önemli üniversitelerinden ikisi de burada. Teknik Üniversite olan Chalmers on binden fazla; tasarım, sanat, sosyal bilimler gibi konulara odaklanmış Göteborg Üniversitesi ise yaklaşık kırk bin öğrenciye sahip. Kentin yüzde onundan fazlası üniversitede lisans ve yüksek lisans eğitimi alan öğrenci, araştırmacı anlaşılacağı üzere. İsveç batı kıyısının en önemli limanı olan kentte büyük otomotiv firmalarının fabrikaları var. Tasarım ve zanaat müzesine sahip Göteborg, tasarım, zanaat ve üretimin iç içe geçtiği, bu alanlara dair kabiliyetlerinin ve potansiyellerinin farkında bir kent. Ama yine de Stockholm ile karşılaştırılmaktan sıyrılamıyor. Tasarım ve zanaat alanında silkinip şöyle göğsünü gere gere buradayım diyemiyor.

Belki de Tasarım Festivali tam da bunu yapmak için kent tarafından bir fırsat olarak görülüyor. Şehirdeki iki koca üniversitenin ilgili bölümlerinin ürettiklerinin, dolayısıyla kentte eğitim alan ve sonrasında da yaşamaya niyetlenecek insanların kent tarafından sahiplenilmesinin akıllıca olduğu ortada. Bu HDK için de bir fırsat. Açık Hafta olarak başlayan, kentlileri yapılanları görmeye davet eden ve uluslararası içerikle planlanan etkinlik takvimi, Göteborg Tasarım Festivali’ne evrilerek akademik kurumların kapıları ardına sıkışmaktan kendini kurtarmaya çalışıyor. Çalışıyor diyorum, çünkü takip ettiğim sürede söyleşi ve etkinliklere akademinin öğrencilerinin bile ilgisinin düşük olduğunu gördüm. Yerel ya da uluslararası ilham veren işler yapan insanların varlığı belli ki onları davet eden öğretim görevlileri dışında başkalarını da cezbedecek hâlde duyurulamamış, etkinlikler bunu sağlayacak şekilde kurgulanmamış.

Her şeye rağmen kentin, akademik kurumların ve işleri üretenlerin kimliklerini silikleştirmemesi, aksine parlatması, kentin tasarım ve zanaat alanlarında öne çıkma çabasının meyvelerini yakın gelecekte verecektir. Kenti bu etkinliği yönetme yükünden de kurtaran bu tavır, zaten kendi içinde önemli tasarımcı, zanaatkâr ve küratörleri barındıran bu yapıların imkânlarını özgür kılmayı da sağlıyor. Kent yönetimi olan biteni daha da yayma rolünü hem etkinliği destekleyerek hem de onu kente mal ederek üstleniyor. Bence akıllıca.

“Tasarım ve Post-hümanizm” söyleşisi

Tasarım Festivali on dört sergi, sayısız atölye çalışması ve uydu etkinlikten oluşan bir programa sahip. Şehir merkezi dışına da yayılan tüm etkinliklerden bahsetmektense bazılarına kısaca değineceğim. Haftanın ilk etkinliği “Tasarım ve Post-hümanizm” söyleşisiydi. Tasarım malum, insanı odağa alan bir disiplin. Sadece tasarlanan şeyler açısından değil, tasarlanan şeylerin üretim malzemeleri, tedarik ağları ve ilişkili tüm etkenler anlamında da çoğunlukla sadece insani fayda ya da zarara odaklanılıyor. Ancak tür olarak yaşadığımız gezegenin sınırlarını sadece insanlık için değil tüm canlılar için zorladığımız bu çağda, post-hümanist bakış canlı ve cansız her şeyin tasarımdan nasıl etkilendiğini, insan odaklı olmayan bir tasarımın mümkün olup olmayacağını, insan gözünden değil başka canlı türleri ve hatta cansız şeyler açısından tasarımı sorguluyor.

Lisans öğrencileri sergisi

Bir önceki yılın lisans öğrenci işleri HDK binasında sergilenirken, yüksek lisans işleri daha önce bir aileye ait olan ama artık kültürel etkinlikler için kullanılan tarihi bir evde ziyarete açılmış. İşlere bakınca, Tasarım ve Zanaat Akademisi adının hakkının verildiği görülüyor. Yeni şeyler yaratmaya dair deneyler, geleneksel ve çağdaş zanaat becerilerinden besleniyor. Bu sergi ziyaretlerinin en acı anısı, yüksek lisans sergisinin açılışından hemen sonraki parti mekânını, serginin tam yanında olmasına rağmen bulup katılamamam. Partiyi bulamamış olmayı bir fırsata çevirmek için Göteborg’da yaşayan arkadaşımın evine ziyarete gittiğimde beni bekleyen mezeli rakılı sofra ise taze yaraya pansuman.

Yüksek lisans öğrencileri sergisi

“Geçinmek” [Making a Living] başlıklı konuşma serisi eğitimlerine devam eden tasarımcı ve zanaatkârları, bu alanlarda iş üretip hayatlarını kazananlarla buluşturuyor. Bir deneyim aktarımı etkinliği olan bu buluşmalar her seferinde iki konuğu öğrencilerle buluşturmayı amaçlıyor. Bu serinin konuklarından Hall of Femmes, tasarım tarihini kadınların rolünü öne çıkartarak okuyan bir girişim. 2009 yılında başlamış olan inisiyatif cinsiyet eşitliği odaklı bakış ile tasarım tarihi yazımını tartışmaya açan içerikler üretiyor. Etkinliğin diğer konukları kolay ulaşılabilir malzemeler ve süreçlerle ürünler tasarlayan Fredrik Paulsen, Yeni Kadınlar Grubu [New Women’s Group] kurucularından ve işlerinde popüler kültürün sosyal, ticari ve politik yapısını kitlesel ve duyarlı üretim temalarını birleştirerek tartışan sanatçı Anna Nordström ve kendi kendine organize olan müşterek pratiklerin sanatsal dehanın gizemini ortadan kaldıran gücü üzerine konuşan Signe Johannessen.

“Ahşabı Yeniden Düşünmek”, “Gelecek İçin Tasarım?”, “Sanatsal Bir Pratik Olarak Yayıncılık”, “Queer Miras ve Çelişkileri”, “Zanaat ve Tasarım Küratörlüğünde Vizyon ve Stratejiler” ve “Kamusallığı Haritalamak” programda ilgimi çeken diğer konuşmaların başlıklarıydı. Benim için programın en yıldız ismi WeTransfer ve NASA gibi kurumlarla da çalışan tasarımcı, spekülatör Nelly Ben Hayoun’du. Kendi işini “deneyimlerin tasarımı” olarak tarif eden Dr. Nelly’nin “Ben Bir Canavarım” [I am a Monster] başlıklı konuşmasını, ne yazık ki o gün kentte olmadığım için, kaçırıyorum.

Göteborg Tasarım Festivali’in üçüncü günü olan çarşamba benim atölye günümdü. “Yemek İçin Başkaldır!” [Revolt for Food] 2016 yılında Paris’te Volumes FoodLab’daki araştırma konaklama programı sırasında geliştirdiğim bir fikirdi. “Yemek İçin Başkaldır!” çocukluk anılarımızın parçası olan patates baskısını yemek konusunda küresel, ciddi ve hatta can sıkıcı tartışmalara dikkat çekmek için bir araç olarak kullanıyor. Fazla bir deneyime sahip olmadan herkesin dahil olabileceği bir tasarım süreci yaratıyor. Sebzelerden elde edilebilecek doğal renklere ve bunları elde etme yöntemlerine dair deneyim paylaşımı ortamı sunuyor. Poster yapımı sonrası tartışmaları devam ettirmek için yemek yapma eylemini odağa alıyor. Katılımcılar hep beraber yemek pişiriyor ve kullandığı araçların hiçbirini ziyan etmiyor.

Cenk Dereli tarafından yürütülen
“Yemek İçin Başkaldır!” atölyesi

Göteborg Tasarım Festivali kapsamında bu atölyeyi, YE - Yemek Kültürü, Maddesellik ve Tasarım [EAT - Food culture, Materiality and Design] dersinin davetlisi olarak, İsveç Enstitüsü’nün desteğiyle ve dersin sorumlusu Mattias Gunnarsson yardımıyla gerçekleştirdim. Önce tohum özgürlüğü, yemek demokrasisi ve tasarım ilişkisine dair bir sunumla başlayıp tartışmaları kışkırttım. Sonra katılımcıların patates baskısı yöntemi ile yazı karakterleri yaratıp, sebzelerden elde edilmiş renkler ve grafit kalem kullanarak posterler yapmalarına yardım ettim. En sonunda da kullandığımız tüm aletlerden bir çorba yapıp hem kendimiz içtik hem de festival programındaki diğer etkinliklere katılmak için HDK’de bulunanlara dağıttık.

“Yemek İçin Başkaldır!” atölyesi

Göteborg Tasarım Festivali, ekim sonunda bir İsveç ziyareti için harika bir bahane oldu. Eğitim kurumları ve inisiyatiflerin işbirliğinde ve kent yönetiminin desteğinde düzenlenen festivalin yetmiş farklı etkinlikten oluşan bir haftalık programı yakın gelecekte daha da genişleyecek gibi görünüyor. Ancak bunun gerçekleşmesi için önce Tasarım ve Zanaat Yüksekokulu’nun kendi öğrencilerinin ilgisini çekmek için yöntemler keşfetmesi gerektiği de ortada.

{fotoğraflar: Cenk Dereli}

etkinlik, Göteborg, H. Cenk Dereli, İsveç, tasarım