Ayça Yılmaz, “Empath Door”*
Empath Door* Aforizmaları

Bir Tasarım Nasıl Form Bulur?

Tasarım çok parametreli bir denge arayışıdır: fonksiyon, malzeme, teknoloji ve kültür; kavram, duygu, deneyim ve gözlem. Tasarımcı parametreleri kapsar, devre dışı bırakır, irdeler; fikri seçici bir indirgemeyle rasyonel çerçeveye oturtur. Yenilik, çatışan zıtlıklar arasında kurulan bağda ortaya çıkar. Böylece çözüm, tasarımcının üslubunu görünür kılar.

Empath Door’un parametre ağırlıkları kedi, empati, Amerikan sert ağaç, fonksiyon, oyun ve interaktivite arasında denge kurar. Kapı formu salt bir geçiş noktasından çıkarak oyuna, karşılaşmaya ve sembolik bir jest alanına dönüşür. Nesne, kedinin gündelik davranışlarıyla insanın kültürel belleğini aynı çerçevede toplar; gözlemci için ise işlev ile anlam arasındaki etkileşim mekânda görünür olur.

Öznel Bir Sürecin Tasarımcıya Katkısı: Tasarımcının Deneyimi

Tasarım yalnızca nesnel verilerden değil, çağrışımsal deneyimlerden de beslenir. Bir kedinin kapıda durup oyuna davet etmesi, tasarımcı için soyut bir parametreye dönüşebilir. Empath Door’un tasarım sürecinde bu karşılaşma kapının işlevsel mantığını dönüştürmüş; geçişi tanımlayan yüzey, etkileşimi ve oyunu barındıran bir yapıya evrilmiştir.

Bu noktada öznel deneyim yalnızca kişisel bir gözlem olarak kalmaz, kavramsal bir ölçüt hâline gelir. Kapının sembolik anlamı –eşik, karşılama, davet— tasarımda yeniden okunur. Böylece tasarımcının gündelik yaşantısı mekânsal bir jestin formuna çevrilir; bireysel deneyim nesnenin kavramsal altyapısına katılır.

Partner in Crime: Asistan Kedi

Tasarım sürecinde kullanıcı çoğu zaman en belirleyici parametredir. Empath Door’da bu rolü üstlenen bizzat bir kediydi. Zeyna yalnızca esin kaynağı değil, maket denemelerinin ilk uygulayıcısı, yüzeyleri ve boşlukları ilk test edendi. Onun kutulara girme, kapılarda oyalanma alışkanlıkları tasarımın kurgu mantığını doğrudan şekillendirdi.

Burada kedi yalnızca bir “ilham kaynağı” değil, tasarımcıya alternatif olasılıkları hatırlatan bir aktör olarak işlev görür. Onun gündelik davranışları deneysel prototiplerin sınandığı bir metodolojiye dönüşür. Böylece Empath Door, insanın rasyonel planlaması ile kedinin sezgisel katkısı arasında kurulan işbirliğinin ürünüdür: Bir tür türler-arası ortak tasarım pratiği.

Karşılayan Kapılar: Empatik Değer

Kapı mimarlık tarihinde işlevsel bir geçiş öğesi olmak dışında mekânın ilk temas deneyiminin gerçekleştiği yerdir. Antik şehirlerde sur kapıları yabancıyı karşılayan ilk mimari işaretlerdi; kente adım atan herkes o kapıyla bir tür “hoş geldin” deneyimi yaşardı. Kapı bu yönüyle mekânın misafirlik ve aidiyet duygusunu da yansıtır.

Empath Door bu tarihsel bağlamı empatik değer bağlamında yeniden yorumlar. Burada geçiş yalnızca mekânsal olmayıp, insan ile kedi arasındaki ilişkinin deneyimlenmesi anlamına gelir. Nesne, kapının kültürel belleğini türler arası bir davete çevirir.

Alan Müdahalesi

Kediler yaşadıkları mekânı sahiplenir, insanı kendi hareketlerinin etrafında yeniden yerleştirir. Alan ne kadar insan odaklı kullanılsa da kediler alanın sahibidir. Hâl bu iken kedi mobilyaları kıyıda köşede görünmez kılınır. Empath Door bu evdeki otorite düzenini tersine çevirir: Köşeye itilmiş ikincil bir öğeden çok, yapısı gereği ortada var eder kendini. Diğer türlerine karşı bir tasarımdır; köşedeki edilgenlikten, merkezdeki harekete davet eder.

Empath Door’un alan müdahalesi azalmaya değil, alan yaratmaya odaklanır. İştirakçi Empath Door kedi ve insan arasındaki etkileşime zemin hazırlar. Yapı üstünlüğün değil paylaşımın mekânını kurar; iki türün birlikte var olabileceği ortak bir sahne üretir. Empati bu paylaşımın temel parametresidir: Mekân yalnızca tüketilmez, birlikte kurulur.

Transformasyon: Kedileşme Deneyimi

Empath Door kedilerin kayıtsız ama sahiplenen yaklaşımından esinlenir. Nesne ilk bakışta insana ait gibi görünse de onun birincil kullanıcısı kedidir. Kapının yüzeyleri, boşlukları ve geçiş noktaları öncelikle kedilerin oyun, tırmanma ve dolaşma hareketleri için kurgulanır. İnsan bu düzenin ikincil kullanıcısıdır; kedi mekânı deneyimledikçe insan da onun yanında konumlanır, ritmine uyum sağlar. Bu tersine çevrilmiş hiyerarşi, insanı bir gözlemciden çok, kedinin bakış açısına ortak olan bir katılımcıya dönüştürür.

Empath Door türler arası geçişin mekânsal bir manifestosuna dönüşür; çünkü yalnızca kedi mobilyası değil, bir “kedileşme” deneyimidir. İnsan kapıyı kullanırken aslında kediye eşlik eder; kapıdan geçerken kedi tarafından karşılanır, hatta onun misafirliğine girer. Kapının simgesel eşiği böylece türler arası bir rol değişimine dönüşür: Kedi ev sahibidir, insan ise davetli. Empath Door mekânı ortaklaştırmakla kalmaz, aynı zamanda insana, kedi olmanın kayıtsızlığı ve özgürlüğünü deneyimleme imkânı sunar.

Bir Ürün mü, Sanat Eseri mi?

Empath Door tasarımsal kurgusunda iki farklı alanı aynı anda işaret eder. Bir yandan seri üretime uyumlu ölçekte modüler parçalarla tasarlanmış olması onu üretilebilir ve çoğaltılabilir bir ürün kimliğine yerleştirir. Bu özellik gündelik yaşamın içine girebilecek, işleviyle varlık gösterecek bir nesne olmasını sağlar. Ürün olma niteliği, tekrarlanabilirlik ve pratik kullanım üzerinden belirginleşir: Hem kedilerin hem insanların hayatında yer bulabilecek bir nesne olarak somutlaşır.

Nesne gündelik bir mobilyadan çok daha fazlasıdır: Mekâna bir anlam yükler, bir jest sunar, bir karşılaşma kurgular. Dolayısıyla Empath Door ürün ve sanat arasındaki ikiliği aşarak, her ikisini de bünyesinde taşıyan melez bir varlığa dönüşür.

{tüm fotoğraflar: Ayça Yılmaz izniyle}

* Empath Door, AHEC (American Hardwood Export Council) ve The Circle tarafından başlatılan Geleceğe Yadigâr [Future Heirloom] projesi kapsamında Yonga Mobilya işbirliğiyle üretildi. Proje sürdürülebilirlik, uzun ömürlülük ve kaliteli üretim ilkelerini öne çıkararak günümüz tüketim kültürüne alternatif bir bakış sunuyor.
Ayça Yılmaz tarafından tasarlanan ve Amerikan kırmızı meşesinden üretilen Empath Door, masif ahşabın doğal dokusunu ön plana çıkarırken, sade formuyla işlevsel bir heykel niteliği taşır. Hem evlerde hem de kamusal mekânlarda kullanılabilecek şekilde tasarlanan obje, seri üretime uyumlu yapısı sayesinde bir ürün kimliği de kazanır.
2024 yazı itibarıyla Empath Door, İstanbul’daki Cat Museum’da sergilenmektedir. Bu sergi objenin gündelik kullanım içindeki karşılığını gözlemleme ve ziyaretçilerin kedilerle kurduğu etkileşimi mekân üzerinden deneyimleme olanağı tanır.

Ayça Yılmaz, eşik, eşya, işlev, kapı, kedi, mobilya, nesne (obje), oyun, tasarım, ürün tasarımı