Aşkın Gözü
Kör mü Acaba?

Netflix’in geçtiğimiz aylarda yayımladığı reality show programlarından Love Is Blind, yıllardır tartışılan bir soruyu temel alıyor: İç güzellik mi, dış güzellik mi önemlidir? On beş kadın ve on beş erkek yarışmacı, speed dating ile, on gün boyunca birbirini hiç görmeden, ince bir duvarla ayrılmış cubic odalarda flört ediyor. Amaç ırk, din, fiziksel özellik vb. olmadan biriyle ‘bağlantı’ kurabilmek. İddia o ki, duygusal ve entelektüel bağlantı fiziksel bağlantıdan daha kuvvetli. Telefonlarından, sosyal medyadan ve sosyal çevrelerinden izole edilen yarışmacılar, programın sunucularının ısrarla kullandığı tabirle “gözü kör aşk deneyine” dahil oluyor. Yarışmanın maddi bir ödülü yok; çünkü evlenmek, kazanmak anlamına geliyor. İki anlamda: Hem yarışmada kazanmak hem de yarışmadan bağımsız bir ilişkide ‘kazanmak’. Dolayısıyla en başta sormamız gereken soru şu: Evlilikle kazanmak eşitlenebilir mi? Aziz Ansari günümüz ilişkilerini inceleyen bestseller kitabı Modern Romance’ta, eskiden evliliğin ilişkilerin ilk adımı olduğunu, bugün ise ilişkinin hedefi hâline geldiğini anlatıyor. Love Is Blind tam da bu tespitin yanı başına düşüyor. Peki bu süreçte neler oluyor?

** SPOILER ALERT **

Programın ilk bölümünde dile getirilen “Siz de görüntünüz üzerinden değerlendirilmekten sıkılmadınız mı?” sorusundan yola çıkarak, yapımcıların ‘sosyal deneyi’ günümüz online dating uygulamalarının tam karşısına konumlandırdığını söylemek mümkün. Bilmeyenler için online dating platformlarından bahsetmek de gerekebilir. Tinder, Bumble, Happn, OKC gibi platformlarda vuku bulan online dating, kullanıcıların birbiriyle belirli algoritmalar tarafından karşılaştırılması ve hem fotoğraflar hem de kısa özgeçmişlerin sağa ya da sola atılarak bireylerin puanlandırılması şeklinde özetlenebilir. Sağa atmak beğeni, sola atmak ilgilenmiyorum demek. İki kullanıcı da birbirini sağa attığında match oluyor ve chat odası açılarak sohbet başlıyor. (Facebook’un da ilk ortaya çıkışının benzer şekilde kampüsteki kadınların puanlandırılması olduğunu hatırlatalım ve aslında sosyal medyadaki bütün like özelliklerinin de benzer bir hizmet verdiği notunu düşelim.)

Herkesin herkesle flört etmesiyle başlayan yarışmada, yarışmacılar da görüşmelerini puanlandırıyor. Online uygulamalardaki algoritmaların yerini yarışma programında yapımcılar alıyor. Algoritmaların çalışma mantığı basit: Benzer özellikleri seçen kişileri birbirinin önüne düşür. Örneğin kedi seven, kitap okumaktan hoşlanan, müze gezen ve belli bir şehirde yaşayan kişi bir kümeye düşüyor ve bu kümedeki kişilerle karşılaşıyor. Yapımcılar da yarışmacıların puanlarını baz alarak flörtleri kümelere bölüyor. Programın yayımlanan bölümlerinde biz ‘başarılı’ kümeleri görüyoruz, onların flörtlerini izliyoruz. Yani deneye katılan ve kimseyle match olamayan yarışmacıların neler yaşadığını bilmiyoruz. Bu da aslında ‘sosyal deneyin’ sadece bir kısmına hâkim olmamıza sebep oluyor.

Love Is Blind, 2020,
tanıtım filminden ekran görüntüleri

Bir dizi flört seansının ardından, ‘başarılı’ yarışmacılar (ki çoğunlukla erkekler) evlenme teklif ediyor. Teklifleri kabul edildiğinde de iki taraf birbirini görmeye hak kazanıyor. Zaten işin rengi de bundan sonra değişiyor. Odalarda uzun uzun edilen sohbetlerin keyfi, yerini hafif bir kaygıya bırakıyor: Acaba beğen(il)ecek miyim? Nişanlanan çiftler, telefonlarından uzak oldukları için kimseye haber veremeden, yarışmanın ikinci adımı olarak birlikte tatile çıkıyor. İlk fiziksel yakınlığın kurulduğu bu dönem, bazı çiftler için gergin geçiyor. Örneğin, birinde kadın nişanlısına dair şüphelerinden kurtulamıyor, çünkü on yaş fark var aralarında; diğerinde erkek biseksüel olduğunu nişanlısına nasıl söyleyeceğini bilemiyor, çünkü bugüne kadar hep reddedilmiş.

İşin asıl çetrefil kısmı nişanlı çiftlerin tatil yerinde karşılaşmasıyla başlıyor: İlk sosyalleşme anı. Üstelik nişanlısından şüphe duyan kadın, aynı zamanda, ortamda bulunan ve başkasıyla nişanlanan bir erkeğe ilgi duyuyor. Sonuçta ortamda bulunan herkes herkesle flört etmiş. İsimler ve sesler yüzlere oturuyor, ortak kalınan mekânlarda anlatılan flört hikâyeleri zihinlerde canlanıyor ve başlıyor değerlendirmeler. Yarışmacıları hem rahatlatan hem de zorlayan konulardan biri cinsellik. Cinsellik, yarışmacılar tarafından genel olarak nişanlıyla uyum olarak değerlendirildiği için, herhangi bir fiziksel paylaşımda bulunmayan çiftlerde bir noksanlık hissi yaratıyor. Nişanlısına şüphe duyan kadın cinselliğe tamamen karşı: “Zihnimle kalbimin uyumunu bekliyorum” diyor ve bir yandan da başkasıyla nişanlı olan adamla flört etmeye çalışıyor.

Tatil sona erince, yarışmacılar aynı apartmana taşınıp komşu oluyor. Telefonlarına ve sosyal çevrelerine kavuşan yarışmacılar için sırada birbirinin ailesiyle tanışmak var. Sosyalleşmenin ilk adımlarında çatırdadığını gördüğümüz bazı ilişkiler, aile tanışmalarında büyük bir sarsıntıdan geçiyor. Örneğin, erkeklerden birinin ailesi kadınla tanışmak istemiyor. Berikinin ağabeyi kardeşine ısrarla “Emin misin?” diye soruyor. Yaş farkını kendisinden başka kimsenin problem etmediğini fark eden kadın şaşkın. ‘Sosyal deneyde’ ortam gergin. Evlilik hazırlıkları bir yandan gelinlik-damatlık seçimiyle devam ederken, diğer yandan kimlerin kilisedeki nikâh töreninde “evet” diyeceği bir muamma.

Deneyin sonucunu gördüğümüz düğün zamanı! Konuklar, nedimeler, sağdıçlar ve aileler… Kaç kişinin evlenip ayrıldığından bağımsız, sorumuzu yeniden ele alalım: Bu süreçte deney bize ne gösterdi?

** SPOILER ALERT **

Love Is Blind özünde bir evlilik programı. Evlenmek istenen kişilerin özelliklerinin baştan belirtilmediği, kişilerin özelliklerine göre süreç içinde elendiği bir format. Önce nişan, sonra birlikte tatil (pre-honeymoon), ailelerle tanışma, aynı apartmanda komşuculuk ve sonunda düğün. Adım adım ilişkinin yan faktörleri dahil oluyor sürece. Programın yayımlanan bölümlerinden anladığımız üzere ve bu ‘sosyal deneyin’ iddiasına göre, birbirini sadece sohbet ederek tanımak, fiziksel özellikler yüzünden uğranan ayrımcılığı ortadan kaldırıyor. Online dating’den ayrıldığı tek nokta da bu. Ancak kurulan kuvvetli duygusal ve entelektüel bağ gerçekten de çiftleri hem fiziksel çekim beklentisinden hem de sosyal çevrenin baskılarından kurtarıyor mu? Program bütün bu süreci gender, interracial ilişki, bisexuality, maddi denklik, arkadaşların tepkisi, ailelerin onayı ve duygular açısından tekrar tekrar düşündürtüp sorgulatıyor. Son olarak, programda hikâyesi anlatılmayan yarışmacıların maceraları ‘sosyal deney’ hakkında daha çok bilgi içeriyor muhtemelen. Aşkın gözü ne görüyor da açılıyorsa, o flört odalarında yaşanıyor.

dizi, Elif Çiğdem Artan, Love Is Blind, Netflix, reality TV, romantik ilişki