Afrika menekşesi,
fotoğraf: Peter Miller
(CC BY-NC-ND 2.0)
Hırt-Hışır: Menekşe

Babamın odasında camın önünü menekşeler ile dolu hatırlıyorum. Belki çocukluktandır ama sanki bunlar gördüğüm en çok çiçeğe sahip menekşelerdi. Kafamda bu imge ve bir hevesle aldığım menekşeler ise hiç böyle çiçek açmadı. Ama hâlâ vazgeçmiş değilim…

Benim zihnimde huzurlu bir mekânın olmazsa olmazı menekşe, edebiyatta genelde ölüm ile birlikte anılmış. Artemis’in perilerinden birini, peşine düşen Apollon’dan korumak için menekşeye dönüştürmesinden beri böyle sanırım. Hamlet’te kardeşi Ophelia’yı toprağa verirken Laertes de onun saf bedeninden menekşeler fışkıracağını söylüyor. Ophelia deyince herkesin gözünde canlanan imge John Everett Millais’in tablosundakidir herhalde. Çiçekler içinde yavaşça suya batan Ophelia’nın boynunda sadakatini temsil eden bir menekşe dizisi bulunuyor. Pek çok resme konu olmuş Ophelia’nın intiharı bu tabloda insanın içine dokunuyor. Buradaki model Elizabeth Siddall’ın da intihar etmiş olması belki de tabloyu daha trajik hâle getiriyor. Kendisi de bir ressam ve şair olan Siddall’in eşi Dante Gabriel Rossetti tarafından yapılan portresi de yaklaşan felaketi haber verir nitelikteymiş.

Sir John Everett Millais, “Ophelia”, 1852, kaynak: Wikimedia Commons
Dante Gabriel Rossetti, “Regina Cordium”, 1860, kaynak: Wikimedia Commons

Menekşeler Finlandiya’nın ünlü seramik sanatçısı Birger Kaipiainen için ise baharı ve hayatın keyfini ifade ediyor. Arabia’nın klasiklerinden olan “Paratiisi” [Cennet] serisi çeşitli meyveler, kuşlar ve çiçekler ile bezeli ve menekşeler de bu serinin önemli figürlerinden. Kaipiainen seramik boyamalarının yanı sıra üç boyutlu nesneleriyle tanınıyor. Seramik boncuklardan kuşları ve Bizans figürlerini anımsatan incecik kadınları en sevdiğim işlerinden. Ayrıca harika duvar kâğıtları, set ve kostüm tasarımları da bulunuyor. En tanınan işlerinden biri ise yine çok sevdiği menekşelerle bezeli kocaman bir seramik pano. 1967 Montreal Dünya Sergisi için yaptığı “Orvokkimeri” [Menekşe Denizi] işi çini boncuklar ve aynalar ile Kaipiainen’in şiirsel dünyasının en etkileyici eseri.

Birger Kaipiainen, “Orvokkimeri”, 1967, kaynak: Twitter #orvokkimeri
Minttu Lampinen @MarketingFlow

Menekşenin pek çok türü var, ilk akla gelen ise Afrika menekşesi. Pek çok evde özenle yetiştirilen bu türün doğal ortamının Tanzanya dağlarındaki sis ormanlarının kayalıkları olması şaşırtıcı. Daha çok bahçelerde gördüklerimiz ise hercai menekşe. Benim çocukken “sakallı-bıyıklı” çiçek dediğim hercai Farsça, her yerde yetişen, kararsız anlamlarına geliyor. Muhtemelen yetişmesinin kolaylığından ziyade rengârenk oluşundan bu ismi almış.

Kokulu menekşe ise parfüm endüstrisinin sıkça kullandığı bir çiçek. Özellikle Victoria döneminde tatlı kokusu ile üst sınıfın hayatında popüler olmuş. Menekşe kokusuna sahip en ünlü parfüm ise Caron’un 1913’te ürettiği Ernest Daltroff imzalı Violette Précieuse. Daltroff’un bu parfümü, parfümlerin kokusundan kutu tasarımına kadar fikir danıştığı sevgilisi ve moda tasarımcısı Félicie Vanpouille için yaptığı söyleniyor. Birlikte yenilikçi ve lüks kokularıyla yüzyıl başının en popüler parfümlerini üretmişler ve birbirinden güzel şişelerde sunmuşlar. Caron’un en ünlü parfümlerinden olan Isadora ve Rarissime’in şişe tasarımcısı Julien Viard dönemin en çarpıcı şişelerini üretmiş. Organik boyalarla uyguladığı soğuk patina tekniği sayesinde hafif bir şeffaflığı olan, parfümün renginin de görüldüğü şişeler yaratmıştır. Özellikle yüzey işlemeleri ve figüratif tıpaları Viard’ın imzası olmuştur. Dubarry’nin Garden of Kama parfümü için 1914’te tasarladığı figürlü tıpası ile başlayan bu süreç babası Clovis Viard’ın bronz heykellerinden esinlenmiş.1

“Violette Précieuse”, Caron,
şişe tasarımcısı bilinmiyor
(kaynak: Caron) ve
şişe tasarımı Julien Viard’a ait
1910 tarihli “Isadora”, Caron
(kaynak: LiveAuctioneers)

İnsanların yaratılarında kullandığı en eski renklerden biri ise menekşe rengi. Mavi ile mor arasındaki bu renk, manganez tuzlarının öğütülüp hayvan yağı ile karıştırılması ile tarih öncesi mağara resimlerinde kullanılmış. Antik Mısır ve Roma’da da çeşitli böğürtlen ve üzüm türlerinden kumaş boyası yapıldığını biliyoruz. Roma ve Bizans İmparatorları menekşe rengi toga giymişler, ortaçağda ise kilise kıyafetlerinde benimsenmiş.2

Benim aklıma gelen ise Violet Beauregarde. Violet, Charlie’nin Çikolata Fabrikası’nda başına tuhaf şeyler gelen çocuklardan biri ve sakız çiğneme şampiyonudur. Wily Wonka’nın henüz denemekte olduğu bir sakızı çiğnediği için yabanmersini gibi morarıp şişiyor ve Umpa Lumpalar tarafından suyu sıkılmak üzere götürülüyor. Kitabın hem Joseph Schindelman tarafından resimlenen İngilizce, hem de illüstrasyonları Michel Siméon imzalı Fransızca basımında Umpa Lumpaları Afrika pigmeleri olarak görmek bugün çok rahatsız edici. Her türlü zorlu işi yapmakla yükümlü bu karakterler kitap 1971’de beyaz perdeye uyarlanacağı zaman revize edilmiş. Yazar Roald Dahl ırkçılık suçlamalarını reddetmiş ve kitabın orijinalinde Charlie’yi Afrika kökenli bir çocuk olarak kurguladığını fakat yayıncıların buna karşı çıktığını ortaya koymuş. Yine de Umpa Lumpalar edebiyat tarihinin tartışmalı karakterleri olarak yerlerini koruyorlar.

Michel Siméon’un resimlediği
Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ndan, 1967, kaynak: Tygertale

Şarkıların yepyeni sözler ile Türkçeye uyarlanması aşina olduğumuz bir durum. Yine de, “Yaşasın Okulumuz” çocuk şarkısının aslında İngilizce “The Star” ile aynı müziğe sahip olduğunu fark ettiğimde çok şaşırmıştım. Fransız “Ah! Vous Dirai-je, Maman” şarkısının Mozart tarafından düzenlenen varyasyonlarından biri olan müziğin bu kadar farklı iki içeriğe eşlik etmesi çok ilginç. Gökte parlayan küçük yıldızı anlatan ve “Twinkle, twinkle, little star” dizesi ile en bilindik çocuk tekerlemelerinden olan şiir Jane Taylor tarafından 1806’da yazılmış. Şairin en ünlü şiirlerinden biri ise “Menekşe.” Kimsenin görmediği bir yerde tüm güzelliği ve kokusuyla yine de açan mütevazı bir menekşeyi anlatıyor.

1. Christie Mayer Lefkowith, The Art of Perfume: Dicovering and Collecting Perfume Bottles, Thames & Hudson, 1998.

2. Philip Ball, Bright Earth: Art and the Invention of Color, University of Chicago Press, 2001.

Hırt-Hışır, Işıl Çokuğraş, menekşe