Arşiv-Asamblaj
Atölye Deneyimi

Bademlik Tasarım Festivali’nde gerçekleştirilen Arşiv-Asamblaj atölyesinde Mimarlık dergisinde kullanılan başlıkların yıllar içerisindeki değişimi değerlendirildi. Mimarlık mesleğinin farklı dönemler içinde değişen hâkim dilini okumanın bir yöntemi olarak dergideki meslek alanına ait majör dilin 55 yıl içindeki anlık ve süreli dönüşümlerinin izi sürüldü. Bu yazı öncelikle geçmiş-şimdi-gelecek temalı tasarım atölyesinde; arşiv, asamblaj, dil, dergi kanalları aracılığıyla araştırma yapmanın amaçlarını ve süreç sonundaki bulguları açıklar. Ardından mimarlık öğrencilerinden oluşan katılımcıların, bu kurguyla nasıl ilişkilendiklerini ve verili çerçevede yarattıkları kişisel senaryoları aktarır. Üçüncü olarak, tasarlanan bu kişisel senaryoların asamblaj yöntemiyle bir araya getirilerek üretilen kolektif sözcelemi tartışmaya açar.

1. Arşiv-Asamblaj-Dergi İlişkileri

Neden Arşiv?

Mimarlık mesleğinin toplumsal olaylar karşısında nasıl bir tutum geliştirdiğinin incelenmesi için ana mecra olarak yazılı metinlerin yer aldığı dergi arşivi belirlendi. Arşiv içeriğinden seçilen bazı kavram ve söylemler aracılığıyla geçmişe ait hâkim dil üzerinden yeni bir okuma biçimi geliştirilerek geçmiş-şimdi-gelecek sarmalı üzerine bir değerlendirme yapıldı.

Geleceğin zaman içerisinde yerini alabilmesi için şimdiyle yüz yüze gelmesi gerekir.1 Gelecek ve geçmişin şimdiyle ilişkisi, arşivdeki mevcudiyet ve başkasıyla yüz yüze gelme olanağıyla kurulur. Zamanın insanlar ve tarih arasındaki irtibatı arşivdeki kavramların salt varlıklarıyla değil, aralarındaki anlamsal ilişkiyle sağlanır. Söz konusu atölye de bu ilişki olasılıklarının tartışıldığı bir ortam olarak kurgulandı.

Neden Mimarlık Dergisi?

Ulusal mimarlık dergileri içinde eskilik ve süreklilikleri açısından araştırma zemini sunabilecek iki dergi alternatifi öne çıkar. Daha eski tarihlere uzanan Arkitekt dergisi, yayın hayatına 1931 yılında başlaması nedeniyle o dönemin diline olan (özellikle atölye katılımcılarının temsil ettiği nesil açısından) mesafe ve yabancılık ile derginin 1980 yılında sonlanarak günümüze ulaşamaması gibi nedenlerle atölyenin araştırma çerçevesi dışında bırakıldı. Mimarlık dergisi ise 1963’ten itibaren yayımlanması, meslek odasının dergisi olarak ülkedeki tüm üyelere ulaştırılması ve yayının sürüyor olması nedenleriyle seçildi. Dergi, mimarlık ortamının 55 yılına eşlik etmiş bir iletişim aracı olarak, metinlerdeki dilin takibi aracılığıyla mesleki ortamın ülke ve dünyaya karşı sosyal ve politik tavrının okunabileceği önemli bir mecradır.

Neden Asamblaj?

Hem atölye katılımcılarının bireysel olarak dergi arşivinden seçtikleri kavram, söylem ve imgeleri bir araya getirme yöntemi olarak hem de on iki katılımcı2 tarafından inşa edilen bu bireysel dünyaların birlikte ‘yerliyurtlulaşmalarının’ aracı olarak asamblaj yöntemi seçildi. Asamblajın üç boyutlu tekniği, kişisel okumaların iç içe geçmesine, birbiriyle temas etmesine ve bu bir araya gelişlerden tüm katılımcıların dahil olduğu yeni ve ortak bir dünya inşa edilmesine olanak sağladı. Böylece iki boyutlu kişisel okumalara temellenen kolektif bir üretim yöntemiyle bir ‘imge makinesi’ kuruldu. Özetle atölye, dergi arşivi içerisinde kavram avcılığı yaparak üç boyutlu bir sözcelem yakalayıp bir dünya kurdu ve bir asamblaj inşa etti: Sözcükler ve nesneler onları birbirine bağlayacak çimento harcına bulandı. Zamanı çok yönlü ve katmanlı olarak görünür kılan ve beze, tele, çiviye ve başka başka şeylere dolanan bir sarmal, bir zaman-imge makinesi üretildi.

2. Önerilen Kavramlar - Seçilen Kavramlar - Kurulan Kişisel Senaryolar

Mimarlık Dergisinden Hangi Kavramlar Önerildi?

Derginin ilk 400 sayısının içindekiler sayfasında yer alan makale başlıkları taranıp, başlıklardan 85 kavram seçildi. Bu kavramlar, ülke gündemiyle ilişkili, toplumsal konulara ilişkin söz söyleme potansiyeli ya da vaadi olduğu düşünülen kavramlardır. Meslek örgütü dergisinde, topluma ve toplumsal hareketliliklere nasıl bir dilsel içerikle ve hangi kavramlar aracılığıyla temas edildiğinin izi sürüldü (Tablo 1).3

Tablo 1. Mimarlık dergisinin ilk
400 sayısındaki metinlerin başlıklarından seçilen 85 adet kavram ve hangi sayılarda göründüklerini içeren tablo. 
Tabloyu daha büyük ve okunaklı
görmek için tıklayınız.

Listede yer alan kavramlardan atölye katılımcılarının temas ettikleri ikinci bir kavram listesi oluşturulup, bu kavramların ilk göründüğü tarihe, sürekliliğine ve/veya kesintiye uğramasına ve gündemden ne zaman düştüğüne odaklanıldı. (Tablo 2) Kavramlardan oluşan listeler bir tür kronolojik sıralama barındırır. Bazı kavramların, belirli bir dönem sıklıkla kullanıldığı ve bir daha ortaya çıkmadığı, bazılarının ise belirli bir süre sonra yeniden kullanılmaya başlandığı görülür.

Tablo 2. Atölye katılımcılarının seçtikleri kavramlar ve bu kavramların yıllar içerisinde dergi sayılarındaki
görünürlük bilgilerini içeren tablo. 

Tabloyu daha büyük ve okunaklı
görmek için tıklayınız.

Sözcüklerin belirme ve yok olma tarihlerinin yanı sıra, kullanıldıkları anlamsal içeriklerin zaman içerisinde değişimi de dikkat çekicidir. Örneğin ‘işçi’ kavramı 1963 ila 1978 yılları arasında, işçi hastaneleri, yapı kooperatifleri, barınma koşulları konuları çerçevesinde yer alır. 1978’den sonra 31 yıllık sürede herhangi bir başlıkta anılmaz; 347. sayıda (2009) Ali Cengizkan’ın Fabrika’da Barınmak kitabının yayın tanıtımıyla tekrar Mimarlık dergisinin gündemine gelir. Bunun ardından, 2011 yılında çeşitli mimarlık proje konuları kapsamında anılıp son olarak 395. sayıda (2017) “Eski Havagazı Fabrikası’nın Sökümü”nü konu alan metinde işçi sağlığı konusuna değinilir.

‘Devrim’ ve ‘devrimci’ kavramları 1971–77 yılları arasında sağlık devrimi, endüstri devrimi, devrimci belediyecilik gibi konularla anılırken, 1977’den 90’ların sonuna kadar olan sürede kaybolur. 90’ların sonundan itibaren sanayi devrimi ve cumhuriyet devrimiyle hatırlanır, Gezi protestolarının ardından da 378. sayıda (2014) Devrim Işıkkaya’nın “Devrim Cepheleri” başlıklı yazısıyla 1789 Paris, 1848 Berlin, 2013 İstanbul karşılaştırmasıyla bir kent tarihi metni içinde tekrar konu edilir.

Erken tarihli metinlerde hayli sık rastlanan bir diğer kavram olan ‘kapitalizm’ ile ‘kapitalist’, ‘kapitalistleşme’ gibi türevleri 1973–1979 yılları arasında sıklıkla, kapitalistleşme sürecinde gecekondu, toplu konut, şehirleşme gibi konu ve başlıklarda görünür. Başlıklardan uzun bir süre yok olup, 29 yıl sonra 342. sayıda (2008) Türk mimarların Moskova’da buluştuğuna dair bir paragraflık bir haber metniyle 367. sayıda da (2012) David Harvey’in “Kapitalizmin Krizi ve Kentsel Mücadele” metninin çevirisinde yer bulur.

Tablo 2’de yer alan kavramların görünüp kaybolma dağılımından da okunacağı üzere, tablonun üst sıralarında yer alan kavramlar (halk, gecekondu, boykot, komünist, mücadele, sosyalist, sendikacılık vb.) ancak uzun aralıklarla yer yer görünürlük kazanabilip, tablonun altında bulunan mimarlık akım ve felsefesiyle ilişkili kavramlar ise (postmodern, dekonstrüktivizm, katılımcılık, sürdürülebilirlik vb.) 1980 yılının ardından mimarlık gündeminde hayli fazla yer bulur. Yapılan taramalarda kavramların kullanım çokluğunun okunabileceği Tablo 3’teki en dikkat çekici süreklilik hiç şüphesiz ‘sürdürülebilirlik’ kavramıdır. İlk kez 2001 yılında bir başlıkta yer alan sürdürülebilirlik kavramı, o tarihten itibaren kesintisiz her yıl toplamda 43 kez mimarlık gündeminin meselesi olarak dergide yer bulur.

Tablo 3. İlk 400 sayıda en sık
kullanılan kavramları içeren tablo. 
Tabloyu daha büyük ve okunaklı
görmek için tıklayınız.

Atölye Katılımcılarının Verilen Kavramlardan Seçimleri ve Kurdukları Senaryolar

Atölye katılımcıları Tablo 1’de verilen 85 kavramdan 42’sine ilgi gösterdiler. Katılımcıların seçtikleri kavramlarla ilişkiye geçme yöntemleri ve kurdukları kişisel senaryolardan bazıları şöyle:

Ayça Bel (SAÜ), ‘örgüt’ kavramını seçti ve 400 sayı içerisinde 22 kez başlıklarda görünen kavramın yıllar içerisinde ‘örgütleşme’, ‘örgütlenme’, ‘örgütsel’, örgütlemek’, ‘örgütçü’ gibi türemelerle nasıl anlam farklılıkları geçirdiğini ortaya koydu. İlk olarak 37. sayıda (1966) şehirsel örgütleşme konusuyla görünen kavram, 71. sayıda (1969) öğrenci örgütlenmesi konusuyla karşımıza çıkar. 151. sayıda (1977) tüketim kooperatifleri örgütlerinden söz edilirken, 159. sayıda (1979) demokrasi, ideoloji ve örgütleşme hakkındaki bir başlıkta görünür. Bunun ardından 14 yıl örgüt kelimesi başlıklarda yer almazken, 253. sayıda (1993), mimarlık kültürünün örgütlenmesi konusuyla tekrar gündeme gelir ve sonraki yıllarda 12 kez sadece meslek örgütlülüğü kapsamında ele alınır.

Örgüt kavramının asamblaj
içindeki konumu.

Aycan Han (GTÜ), kavramlar listesi içerisinden çok sayıda kavramı çekerek, ikincil bir özgün liste oluşturup bu sefer kronolojik olmayan bu listeyle ilişkiler ağı oluşturarak yeni bir döngü kurdu. Bu döngünün içinde de çeşitli kırılmaları, kimi zaman toplumsal olaylara (askeri darbe, ekonomik kriz ya da bir toplu katliam gibi) kimi zaman da meslek gündemindeki değişimlere göre zamansal olarak ileri ve geri hareketler yaptı. Oluşturulan bu ağ, asamblaj aşamasında da tüm dönemleri dolaşan, kavramlara iplerin dolanarak temsil edildiği, birkaç kavramın iç içe geçerek üç boyutlu çalışmanın ana strüktürü oldu.

Aycan Han’ın kurduğu kavram ilişkileri ağının eskiz çalışması
Seçilen kavramların
birbirleriyle ilişkileri
Asamblaj içerisindeki metin ve imgelerin harç, ip ve raptiyelerle oluşturdukları ağ

Kerime Hatun Uğurlu (KTÜ) listede yer alan ve kendisine tanıdık olmayan sözcüklere merak duyarak; ‘Derrida’, ‘Foucault’, ‘Hegel’, ‘Descartes’, ‘dekonstrüktivizm’, ‘yapıçözümcülük’ gibi sözcükleri seçti, bu sözcüklerin dergide nasıl kullanıldıklarını metinden anlamaya ve bu kavramlarla bir bağlantı kurmaya çalıştı.

Mimarlığın felsefe ile ilişkilenen metinlerinde yapılan keşif

Ebru Güner (ESOGÜ) listede yer alan kelimeler arasındaki etki-tepki ilişkisine odaklandı. Bazı kavramların başka diğer kavramların tetikleyicisi olduğunu iki boyutlu çalışmasında ip kullanarak gösterdi. ‘Devlet’ ve ‘düzen’ kelimelerini düz, kalın lineer iplerle, ‘boykot’, ‘özgürlük’, ‘eylem’, ‘toplum’ gibi kelimeleri de bir ip ağıyla ifade etti.

Ebru Güner’in kavramlar arası
etki-tepki ilişkisine odaklandığı
iki boyutlu kişisel çalışması

Sanem Odabaşı (ESOGÜ) ‘dekonstrüktivizm’ ve ‘gecekondu’ kavramlarının aralarındaki ilişkiyi inceledi. İlk kez 1965 yılında bir makale başlığında görülen gecekondu kavramının 1966, 1970, 1972, 1977, 1978, 1979 yıllarında 9 kez başlıkta görülüp, ardından geçen 20 yıl boyunca bir daha hatırlanmadığı, 2005 ve 2015 yıllarında sadece iki kez daha belirdiği saptandı. Dekonstrüktivizm ise, 1989’da mimarlıkta biçimsel bir arayış ve 1992 yılında güncel bir mimarlık akımı olarak ele alınır. Katılımcı asamblaj çalışmasına gecekondu teması sorgulamalarını taşıdı, hatta asamblaj zeminine küçük ölçekli bir gecekondu soyutlaması aktardı.

Sanem Odabaşı’nın gecekondu ve dekonstrüktivizm kavramlarıyla yaptığı kişisel kolaj çalışması
Asamblaj içerisinde gecekondu
teması soyutlaması

Halil Mezgitli ve Ömer Faruk Aslan (KOÜ) kelimelerin anlam katmanlarını izlemek için kökenlerinde gezinmeyi denediler. Bunun için, ‘özgürlük’, ‘barış’, ‘toplum’, ‘devrim’, ‘kimlik’ gibi kelimeleri seçerek doğan, değişen, doğuran, unutulan anlamlardan oluşan bir dünya kurdular. Kelimelerin içeriklerindeki anlamsal özleri araştırıp kelimelerin türemesiyle beliren anlamsal zarları, özün üzerini örten birikmeler, katmanlaşma ve bir çeşit palimpsest oluşumu olarak ilişkilendirdiler. Kelimelerin türeyen değişimleriyle farklı anlamların değil, kelimeye enjekte edilen farklı hislerin, duyguların izini sürdüler.

Asamblaj içerisinde kelimelerin özlerinin araştırıldığı kısımdan detay

Mimarlık dergisi arşivi içerisindeki tüm veriler sabit olmakla beraber verileri yorumlayan öznelerin değişmesi, kurulan senaryoları özgünleştirdi. Böylece her bir katılımcı kendi dünyasından arşiv içerisinden imge ve söylemler çekip yeni bir dünya inşa etti. Farklı yöntem ve içeriklerle kurulan bu dünyaları bir araya getirerek ilişkisel bir imge-makine yaratmak için asamblaj yöntemi kullanıldı.

Katılımcılar tarafından kolektif
bir şekilde üretilen asamblaj

3. Asamblaj Tekniğiyle Yeni bir Dünya Kurma Girişimi

Gilles Deleuze asamblajı ilişkisel bir yığışım, toplanış olarak tarif ederek arzuyla ilişkilendirir; ona göre arzu etmek asamblaj inşa etmektir. Çünkü bir şey tek başına arzulanmaz, bağlamında ve ilişkili olduğu şeylerle birlikte, yani bir yığışım içerisinde arzulanır.4 Örneğin denize girmek tek başına değil, kumsalı ve güneşi, hatta manzarası —yani ortamıyla— arzulanır. Deleuze herhangi bir şeyin bir varlıkta, bir nesnede, bir kitapta, bir aygıt ya da sistemde yeniden ‘yerliyurtlulaşabileceğini’ iddia eder.5 Atölye yönteminin ilhamı da buradan gelmektedir: Dergi arşivinden çekilen çeşitli kavram, söylem ve imgelerin kendi zamansallıklarından ‘yersizyurtsuzlaştırılarak’ farklı bağıntılar aracılığıyla yeniden ‘yerliyurtlulaştırıldıkları’ bir sözcelem makinesinin inşasından. Bu anlamda atölye sözcük, söylem, fotoğraf, nesne gibi birbirinden ayrı heterojen parçaların bir araya gelme ve ortaklaşa işlenme olanağını aradı. Parçaların bir arada olduğu bir bütün, majör bir dile dönüşmeyen, tek bir söylemde birleşmeyen çokluk ilişkisi barındıran bir bütün hedeflendi.

Böylece ilişkisel bir ağ olarak beliren bu aygıt içerisinde her bir gezinti farklı bir okumaya sahne oldu. Atölyenin bu farklı okuma biçimlerini bir araya getirme yöntemi olarak asamblajın kullanılması, kendini oluşturan parçaların birbirini etkilediği ve dönüştürdüğü dinamik bir bütün yaratma arzusundan kaynaklandı. Bu anlamda birbirinden kopuk unsurların aralarında kurduğu bağıntılar aracılığıyla ‘yeryurt’ edindikleri ve her an ‘yersizyurtsuzlaşmaya’ açık hâldeki bir üç boyutlu imge- makine üretimi planlandı.

4. Arşiv Kaynaklı Asamblaj Üretimi Üzerine Değerlendirme

Bu metindeki sonuç değerlendirmesi iki düzlemde yapılabilir. Bunlardan birincisi, arşiv çalışmasının sistematik bir değerlendirmesi ve bu değerlendirmenin kavramsal yorumudur. İkincisi bu arşiv çalışmasının atölye etkinliğiyle (yukarıda tanımlanan Deleuzeyen bir yöntem olarak tanımlanabilecek ‘yerliyurtlulaştırma’ aracılığıyla) fizikselleştirilmesi ve somutlaştırılmasında elde edilen katmanlaştırılmış yorumlardır. Bu sonuçlar ayrı ayrı ele alındığında:

Birinci kısımda arşivin, mimarlık söyleminin siyaset ve toplum tarihiyle değişmesiyle nasıl bir geçmiş-şimdi-gelecek sarmalı oluşturduğu ortaya konulurken, ikinci kısımda bu sarmala görece mesafelenmiş bir neslin bu sarmalı bugün yeniden nasıl inşa (ve ifade) ettiği ve bu yeni inşada hayli eleştirel ve kimi zaman da insafsız oldukları gözler önüne serilir.

Mimarlık dergisinin çeşitli dönemlerine ait içindekiler sayfaları asamblajın zeminine sabitlendi. Katılımcıların ele aldığı kavramlar ilgili sayılardan çekilerek ip ve raptiyeyle bir ağ kuruldu. Bu ağ bir taraftan derginin kronolojik sıralamasına göre süreklilik kazanırken diğer taraftan kavramların doğrusal olmayan anlam dönüşümleri zamanın bellekle kurduğu ilişkideki sıçramaları ve kopuklukları okunur hâle getirdi.

1970’lerdeki dille kıyaslandığında, bugünkü dergi dilinde, geveze bir dilsizlik ortamı olduğu iddia edilebilir. Sayısal olarak çok daha fazla metin yayımlanıyor olduğu göze çarpar. Bunda derginin dizinle taranan bir dergiye dönüşmüş olması ve akademik çevrelerin (yoğun bir atama yükseltme kriterini sağlama talebiyle) basılmak üzere gönderdikleri metinlerin sayısal çokluğu etkilidir. Bu değişim, mesleki örgütlülüğün ulusal bir yayını olan dergiyi, akademik bir kurum dergisine dönüştürür.6 Görünüyor ki dergi, mesleğin akademik, kuramsal ve felsefi konulara olan eğilimini artırmakta ama mimarlığın toplumsal hareketlerle ve halkla ilişkilenebilecek konulara ayırdığı yeri sınırlandırmaktadır. Tablolardaki kavramların 55 yıl içerisindeki dağılımı bunu açıkça gösterir.

Arşiv atölyesi kapsamında, geleneği olan ihtiyar (fakat anlamsal güçleri hâlâ genç olan) kavramların henüz lisans seviyesindeki mimarlık öğrencileriyle karşılaştırılması denendi. Öğrenciler, mimarlık metinlerindeki hâkim dil olan teknik ve felsefi konu ve kavramlara karşın, meslek alanında ve ülke koşullarında siyaseten somut karşılıkları olan kavramlarla yeni bir dünya kurdular.

{fotoğraflar: Senem Doyduk, Emre Demirtaş}

1. Levinas, Emmanuel, 2005, Zaman ve Başka, Metis Yayınları, İstanbul.

2. Katılımcılar: Aycan Han (GTÜ), Ayça Bel (SAÜ), Burcu Yılmaz (GTÜ), Can Öztürk (ESOGÜ), Ebru Güner (ESOGÜ), Halil Mezgitli (KOÜ), Kerime Uğurlu (KTÜ), Nurseray Sarıçayır (GTÜ), Onur Asar (AÜ), Ömer Aslan (KOÜ), Sanem Odabaşı (ESOGÜ), Yelda Demirhan (ÇÜ).

3. Tabloların hazırlanması aşamasında yazarlara yardımcı olan mimarlık öğrencisi Burak Bozkurt Ateş’e (SAÜ) teşekkürlerimizi sunarız.

4. Deleuze, Gilles ve Guattari, Félix, 1977, Anti-Oedipus, Viking Press, New York.

5. Daniel, W. Smith, 2013, Saf İçkin Yaşam: Deleuze’nin Kritik ve Klinik Projesi, (çev.) Emre Koyuncu, Norgunk Yayıncılık, İstanbul.

6. Bu gelişmenin olumlu ve olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu yöndeki değerlendirmeler için Mimarlık dergisinin 400. sayısındaki metinlere bakılabilir.

asamblaj, atölye çalışması, dergi, Emre Demirtaş, mimarlık, Mimarlık (dergi), mimarlık öğrencisi, Senem Doyduk